7 May 2009

Şans...




Şansa inanır mısınız? Sanırım ben inanıyorum... Birkaç sanşlı yaşantıdan sonra ve biraz da pozitif bakabiliyorsanız bu kaçınılmaz olabiliyor...


Şans eseri tanışabilirsiniz onunla.. Belki bir arkadaş toplantısında yada yemek yediğiniz bir mekanda... Şans eseri buluşabilir gözleriniz... Şans eseri, can sıkıntısından "hadi bir film izleyeyim" diye girip izlediğiniz bir filmin yaşamınızda yeni bir sayfa açtığı olmadı mı...? O çok beğendiğiniz yönetmenin sahneleri derinlerde kalmış sizi suyun yüzeyine çekmedi mi? Şans eseri rafları karıştırırken bulduğunuz; belki arka kapaktaki özeti, belki tanıdık yazarı için aldığınız kitabı okumayı bitirdiğinizde hayata başka gözlerle bakmadınız mı hiç? İçinizde fırtınalar koparmadı mı? Yada aklınızda çakan şimşekler başka bir şey düşünmenize engel olmadı mı?
Unutmayın kitaplar tehlikelidir, sizi başka biri yapabilir... ( Ahhh bu sözü seviyorum :) )

Oldukça dolu bir otobüse bildiğinizde şans eseri bulduğunuz boş koltuk; şemsiyenizi evde unuttuğunuz gün bulutların sizden çok uzak olması; radyoyu açtığınızda içinizden mırıldandığınız o güzel melodinin havada yayıldığını duymanız; dondurma diye evde kıvrandığınız bir sırada sevdiğiniz adamın eve koca bir kutu dondurmayla gelmesi; şans eseri, tur operatörünün tavsiyesiyle gittiğiniz tatil mekanında yaşamızının kalanını geçirmek için yaptığınız planlar; bir türlü açığa çıkaramadığınız, yön veremediğiniz yeteklerinizin arkadaşlarınız, aileniz tarafından desteklenmesi ve bu sayede hayat bulması; tamamen karalama bir yazının, sabahın kör karanlığında çıkmış notaların, alelade çekilmiş bir fotoğrafın doğru zaman ve doğru yerde, doğru gözler ve iyi niyetlerle buluşması; dil sınıfında size düşen hocanın aslında karşılaşabileceğiniz en yetenekli dil öğretmenlerinden biri olması, yaz tatilinizde çok beğenerek taktığınız o kolyenin daha evvel hiç tanımadığınız tur arkadaşlarınız tarafından çok beğenilmesi, döndüğünüzde onlara bu kolyelerden göndermeniz ve durmayıp akseuar tasarlamaya, çizmeye atolyeye girip kesip dökmeye başlamanız yani o çok beğendiğiniz kolyenin artık sizin mesleğiniz olması...
Sayfalarca yazabilirim şanslı durumlar üzerine. Eminim sizler de...

Şanslı olmayı seviyorum ama hayatın sadece "şans"tan ibaret olmadığını da biliyorum.
Kendinize inanın ve kendinize bir fırsat verin... Bu olmadan "şans" tek başına size yardım edemez. Ve unutmayın şans kapıyı her gün çalmaz...
Ben şans eseri yazıyorum bu yazıyı. Bir kaç "iyi" ile şans eseri tanıştığım ve bana inandıkları için.. İçimdekileri dışarı çıkarmama yardım ettikleri için.
Bu küçük bir başlangıç olsun...
Şans eseri bu yazıyı okur, bir parça gülümser ve bir parça düşünürseniz kendimi artık sadece şanslı saymayacağım...
Sevgiyle,
Bettra...

4 yorum:

  1. senin yazını okuyunca, sansli bir insan olduguma karar verdim.

    YanıtlaSil
  2. Bettracım,
    Ellerine ve yüreğine sağlık çok güzel bir yazı...kısa bir an için bile olsa insanı düşünmeye teşvik ediyor.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Ben de sansa inananlardanim. Yalniz sans sansi, sansizlik sansizligi cekiyor. Sanirim olumsuz oldugum zamanlarda, tum sansizliklar beni buluyor. Ya da ben oyle dusunuyorum. Ama birseyler iyi gitmeye baslayinca, tum iyilikler de ust uste geliyor. Sanirim bizim olumlu olmamiz, tesaduflere sansa cevirmede buyuk rol oynuyor.

    Sansli gunler

    YanıtlaSil
  4. Bazen "kötü şans" diye bir şeyler de harekete geçiyor sanırım Nurveur. Ben böyle zamanlarda bu fikrin üzerinde fazla durmayıp, yani "ne şanssızım ya" demeyip daha önce başıma gelmiş güzel şeyleri düşünüp eh arada böyle ufak tatsızlıklar da olur tabi diyorum :)

    YanıtlaSil