13 Ağu 2009

KUTLAMA 2

Dün sayfamda başlayan kutlamalar ;) akşam Arnavutköy Vira Vira’da devam etti. Oldukça baş döndürücüydü!
Neden bilmem Tazimle özel gün kutlamalarımız hep olaylı olmuştur (Ki kutladığımız sadece 3 gece var: doğum günlerimiz ve yıl dönümü. Sevgililer Günü saçmalığına pek tahammül edemem. Bir öpücük yeter ;) ). Önce bir didişmeden rahat edemiyoruz sanırım. Ben normalde pek adetim olmadığı halde Tazinin doğasına aykırı atılımlar beklerim, o da bu beklentilerin sonunda arızaya bağlayıp bıkbık konuşmaya başlayıp tüm kaslarımı germeyi başarır.. Ve şanslıysak bu durum sadece gecenin erken orta vakitlerine kadar sürüp birden, kendiliğinden ve aniden sona erer. Tazi sonra bu aniden yumuşama durumuna da sinir olur ehehe :)

Dün akşam da gelenek bozulmadı ve iki lokma yiyip güzelleşeceğimiz yere paslaşmalar şeklinde atışmaya başladık. Offff çok yorucuydu! Neyse ama sonra kumandaları elime alıp sarhoş olmak suretiyle ortamı güzelleştirmeyi başardım ;) Ne zaman canım sıkkın olsa fırsatım varsa bir iki tek atıp gerginliğimi azaltmaya çalışırım. Dün de masaya oturduğumda zaten çakır keyif olmaya niyetli olduğumdan çakır keyiflik ve sarhoşluk arasındaki iiiincecik çizgiyi geçmem çok kolay oldu. Oysa sadece 2,5 bardakçık aslan sütüydü ve bardakta gayet hoş görünüyordu. İçimde durduğundan daha hoş! Velhasıl gecenin orta yerlerinde güzelleştik işte. Balık, mezeler, güzelim boğaz ve az önce hırlamama rağmen hayatımın adamı vardı karşımda. Daha ne olsun ? Kızgın gözgöze gelmeler benim sebepsiz tebessümlerimle yumuşamaya başladı. Tebessümler gülümsemeye dönüştükçe karşılık buldu ve sonunda manasız, anlamsız ve komik kahkahalara döndü. Bardaklarımızı dolduran garson bile bana bakıp gülüyordu varın siz düşünün halimi J

Ne yazık ki gece bu kahkahalarla son bulmadı. Eve dönerken yol boyunca Tazi’ye “canım kusmam gerekirse durabiliriz değil mi?” şeklinde mesajlar vererek evimizin 2-3 dakika yakınına kadar gayet de başarılı bir şekilde gelmişken sevgili polis amcalar arabamızı çevirdi. Tazi’nin aklı gayet başında olduğundan ve evraklarla ilgili de bir sıkıntımız olmadığından birkaç saniye içinde oradan ayrılmayı umut ediyordum. Ama öyle olmadı! Polis amcalar evrakları alıp gittiler. Gittiler..Gittiler... Ve bir türlü gelemediler. Oraya kadar gayet iyi gelmiş olan ben “Canım ama ben dayanamıyorum sanırım kusucam” cümlesini gevelemeye başladım. Tazi “Canım dur bak bir sabret evrakları versinler şu ilerde durucam kusucan sen de” şeklinde beni sakinleştirmeye çalıştıysa da nafile içimdekiler kendilerini dışarı atmak için çırpınıp duruyordu. “Ama duramıyoruuum” kapıyı açmadan önceki son cümle ve sonrası “öööğğğğk” şeklinde başlayan iğrenç durum işte. Polis amcalara aldırış edemeden burunlarının dibinde midemdekileri dışarı çıkardıktan sonra komik Tazicim adamları benim hasta olduğuma ikna etmeye çalıştıysa da pek başarılı olmadı tabi :) Neyse işte üfledi, sınırın altında çıktı ve evimize geldik. Sabaha kadar sanırım 1,5 lt su içtim ve korkunç bir baş ağrısıyla uyandım her akşamdan kalma gibi.. Sabah gözlerimi açtığımda Tazi “Durdun durdun polisleri buldun kusacak” diye gülüyordu :)

Bir yıldönümüsü daha böyle geçti işte. Giriş ve sonuç berbat ama orta satırlar gayet kafa ;)

Sevgiyle,
Bettra...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder