16 Eyl 2009

BEKLEMEK

Kaç saat olmuştu acaba? Aynı kaldırım taşının aynı noktasında beklemeye başlayalı? Kolumdaki plastik saat bir önceki akşamın sekizini gösteriyordu. Kısmen daha huzurlu bir vakti..
Yanımdan geçip giden, suratlarında ki insanlıktan nasibini almamış sırıtışlarıyla birkaç adam hatırlıyorum şimdi. “Gelmedi mi yavrum?” diyen uğultulu sesler hala kulağımda. Sarı taksiler. Pastanedeki insanların gürültüsü.. O eski pastaneyle o kara üst geçidin hayatımdaki yeri, seni beklediğim sahnelere dekor oldukları için önemliydi. Biliyorum sen de istemezdin hayatımın o günleri böyle siyah dekorlar üstüne kurulsun. Biliyorum.. Çocuktum. Nedenlerini anlayamayacak yada beklemekten vazgeçip karşına çıkarak “Ne yapıyorsun?” diye öfkeyle haykıramayacak kadar çocuk. Ama hangi yaştaysam daha olgun davranmam gerekmedi mi hayata ? Anlayış göstermek sahip olunması gereken en temel özelliktir, tercih edebileceğiniz diğer seçenek hayal kırıklığıyken.

Bu da öyle bir zamandı işte. Beklemeliydim... Birkaç güzel anı biriktirebilmek, yüzünü, ellerini ezberleyebilmek, gülüşünü izlerken sesini kaydedebilmek için. Bir yabancı olmadığını hissedebilmek için en çok da. Gelmediğin zamanlarda da “anlayışlı” sıfatını kalkan yapıp bir sonraki görüşmeye umut bırakabilmek için. Ama yaşlandım seni beklerken. Acıdım, karardım. Çocukluğumun umut dolu renkli hayallerini, rüyalarıma koydum.

Yine de keşke beklenen sadece sen olsaydın.. Oysa hayatımın bir kısmını da bekliyordum seninle birlikte. Sanıyordum ki sen çıkıp geldiğinde o kısım da gelecek ve her şey olması gerektiği gibi olacak. Eksik bir şey kalmayacak.. Seninle dolu çocukluğum, seninle birlikte yürüyecekti bana, elinde rüzgar gülü. Bu yüzden beklerken geçen dakikalar fırtınada üzerime savrulan ucu sivri metal parçalarıydılar. “Ya gelmezse” ile geçen mücadelelerim sırasında. Gelmeyeceğini anladığım an mızrağın göğsümü delip geçtiği andı. Mızrak içime oyduğu deliğe unutulmuşluğu bıraktı.

Keşke beklenen sadece sen olsaydın. Ve bu bekleyişlerin bıraktığı izlerin çok küçük bir parçasını bilebilseydin. Belki o zaman.. o zaman bu kadar sızlamazdı mızrağın bıraktığı iz.

Bettra.

4 yorum:

  1. Aynen de öyle.Hatta bıraktığın yerden ileriye bile gidebilirim.Beklediğim sen değilsin kendimim.Ve bir mazeretten öteye geçemeyecek aslında gelişin.İsmin milat olsun ama sen asla İsa değilsin.

    Of naptım ben.

    Hamlet.

    YanıtlaSil
  2. Kendimi bekliyordum. Eksik birkaç parçam çıkıp gelecek diye bakıyordum içimdeki yollara. Beklenen geldi bana bahşettiği ama içi boş zamanlarla. Kendimi değil onu bile bulamadım ben. Çok zaman sonra anladım ki boşuna.
    Sonra tarihimi yeniden yazdım ve miladı onsuz günlerimin başına koydum.

    Bettra...

    YanıtlaSil
  3. '' Gelmeyeceğini anladığım an mızrağın göğsümü delip geçtiği andı. Mızrak içime oyduğu deliğe unutulmuşluğu bıraktı.''

    bayıldım...uyanıncaya dek bu baygın mutlulugun içinde özgür bırakın beni lütfen...çok iyiydi...ellerine saglık...bayıldım...

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim sevgili Robin.. Senin adın Robin olsun.. Olsun mu? :)

    YanıtlaSil