9 Eyl 2009

KARA.. KAPKARA...


"İÇİM KARARMASIN ŞİMDİ" DİYORSAN DÖN GİT.

Haberleri bıraktım.. Çok oluyor.
Kaçırmazdım.. Bir de baktım aklımı kaçırıyorum.
Ölenler, bedenleri ve ruhları parçalanalar, kaçanlar, vuranlar, hata üstüne hata yapanlar, ali kıran baş kesenler, kesip biçilenler, aldatanlar, yananlar, dolandıranlar, yalancılar, yüzsüzler, fakirler, hödükler, götürenler, sapıklar, caniler, benciller, emperyalistler, sadece kendine demokratlar, gözü dönmüşler, gözünü hırs bürümüşler, çarpıtanlar, hırsızlar, tutarsızlar, rüzgar nerden eserseciler, cahiller, acımasızlar, gurursuzlar, insan kılıklılar, yağ gibi hep üstte kalanlar, cin olmadan adam çarpanlar ve buna yine de çarpılanlar, aynı çukura 6666666. kere düşenler, aptallıklar, kimin eli kimin cebindeler, "beach"ler, yemek bulamayanlar ve havyara burun kıvıranlar... KÖTÜLER.


İyi ne var? Mutlu bir şeyler kaldı mı? Temiz birşeyler. Ar damarı çatlamamış birileri.. Dini imanı para olmayan. Kalan ve susturulmayan. İçten gelen, tarafsız olamasa da bilinçli taraf olmayan. Paranın gözünden gelmeyen bir haber duydunuz mu son yıllarda?


Vazgeçtim anladınız mı? Herkes birbirini yiyebilir benim umrumda değil artık.

Onca sene umrumda oldu da ne oldu? Her gün biraz daha depresif, biraz daha kara, daha mutsuz bir enkazdan başka ne kaldı içimde? Ne aklım eriyor ne ruhum yetiyor..


Canın, cana kıymasına aklımın hiçbir köşesi kabul etmiyor. Allah'ın verdiği cana kıyanı gözüm görmek istemiyor.


Kendi topraklarında demokrasi, özgürlük dersi verip en koyu milliyetçiği yapanların, insan hakkından dem vuranların başka topraklara insan avlar gibi bomba yağdırmasını, daha adını bilmeyen bebekleri ucunda sadece para olan iğrenç bir cinayet oyununda yok etmelerini, bir tek askerleri öldüğünde hepimizi sıra dayağına çekmelerini ama benim binlerce insanım öldürüldüğünde yada öldürdüklerinde buna hep bir kılıf uydurmalarını, insanlara böcek muamelesi yapmalarını yetmezmiş gibi topumuzu aptal yerine koyup her şey demokrasi için diye başları dik, gözlerimizin en derinine bakabilmelerini ne aklım ne yüreği kaldırıyor..


Gerçekten dayanamıyorum. Ama bütün dünya dayanıyor işte.


Benim niye umrumda olsun?


Seçim zamanı oy diye kapılarda dilenenler, pusulalardan çıkan kendi adları olsun diye erzak dağıtacak kadar alçalan ve alçantanlar vatan evladı öldüğünde, sel götürdüğünde, katiller sokaklarda gezerken, hak parayla, ideoloji ile ölçülürken, trafik adama cinnet geçirtirken, çocuklar okuyamazken, hastalar ilaç alamaz, uykusunu yarım bırakıp kuyruklarda fenalaşırken neredeler? Yoklar mı? Olanların cevabını sandıkta vermek için gittiğimizde doğru cevabı verecek olanlar nerede? Yokları mı? O zaman bin beteri müstehak değil mi?

Baktım ki canım acıyor, canım kanıyor. Nefesim yetmiyor ekranın gösterdiklerini izlemeye söylediklerini dinlemeye. Bu boşvermişliğe, gönülsüz rızaya, bu çıldırtan suskunluğa...


Vazgeçtim. Umrumda değil! Hiçbir şey kaybettiğimi de düşünmüyorum. Sanırım 5-6 ay oldu. Daha bir zararını görmedim. Ara ara web gazeteleri, zaman zaman bulunduğum ortamda istemeden maruz kaldığım zamanlar dışında haber İZLEMİYORUM, DİNLEMİYORUM, OKUMUYORUM. Ve şiddetle tavsiye ediyorum!



Yerine Oktay Sinanoğlu diyorum, Emre Kongar diyorum, Cüneyt Akalın, Feyza Hepçilingirler, Attila İlhan, Trevanian, J. K. Rowling, Tolkien, Orhan Veli, Yakup Kadri, Nazım Hikmet, Kafka, Mümin Sekman, Tolstoy, Dostoyevski, Rıfat Ilgaz, J. Steinbeck, Stephenie Meyer ve elbette şuan aklıma gelmeyen buraya sığdırmamın mümkün olmayacağı her telden yüzlerce, binlerce, milyonlarcası diyorum.



Bettra.

4 yorum:

  1. Sevgili Bettra;
    Benim gibi bırakan biri olduğunu daha bilmek gerçekten moral verdi. Ben de haberleri izlemiyorum ve gazete okumayı da neredeyse bırakmak üzereyim. Artık sadece günün haberlerini radyodan kısa ve net bir biçimde dinliyor; ana başlıkları öğreniyor, eğer gerçekten ilgimi çekecek nitelikte olursa da bir iki köşe yazarına göz atıyorum. Ama içim çok elvermediği için de sosyal hizmetlerde yer almaya çalışıyor ve sizin gibi okuyorum:)
    Sevgiler
    Billur
    Ayşenin Kitap Kulübü

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Billur,
    Başlarda kendimi boşlukta, sağır ve kör gibi hissettim. Ancak hatırlıyorum da okulda pek çok akademisyen ve hatta pek çok yazar aynı şeyi yapıyordu. Gazetecilik ve habercilikten uzak patronların sahibi oldukları iletişim kanallarının olayları sadece görmemizi istedikleri pneceren aktardıklarını hepimiz biliyoruz. Yalanlar, çarpıtılmış bilgiler yada dramatize edilmiş bilgilerin bana hiçbir şey kazandırmadığını tersine ruh halimi bozduğunu anlamam zaman aldı ama artık daha mutluyum.

    Sevgiler,
    Bettra

    YanıtlaSil
  3. ben var ya o herifler ( kendilerini siyasetçi sananlar kastım ) konuştukça, hop oturup hop kalkıp, yetmişinde nine giibi bir elim kalbimde izlerken haberleri, senin gibi düşünmeye başladım. öylesine sıkıldım, öylesine bıktım ki... dinlemiyorum, okumuyorum. sadece göz atıyorum bende. ne gazetelere inanıyorum, ne televizyonlara, ne de siyasetçilere... topunun aynı cehennem çukuruna düşmesini bile temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
  4. İzlemek ve sadece seyirci kalabilmek; anlatmak anlatmak ama anlaşılamamak, aynı resme bakıp iyiyi kötüyü ayırt edememek ve hiçbir şey yapamamak çok yorucu diyorum. Ve dileklerini yineliyorum...

    Sevgiler,

    YanıtlaSil