21 Kas 2009

"NEW MOON" VE SİS

Bu, son zamanlarda gördüğüm en yoğun sis örtüsü. 5 metre ilerisini görmek bile güç. Korku filmi çekmek istesek yada şöyle gösterişli bir vampir filmi sahnesi, sis makinası masrafının üzerini çizebilirdik.
Sanırım New Moon'un içimde yarattığı coşkuya eşlik etmesi için Tanrı yeryüzünü sisle kapladı. En azından benim yaşadağım kısmı :)

"Bir şeyi çok ister çok kovalarsan mutlaka bir aksilik çıkar" tezimi kanıtlamış oldum. Aslında böyle karamsar tezlerim yoktur. Kötü anıları biriktirmemeye gayret ederim çünkü. Neyse okuyucular biliyorlar ki ben tam 10 aydır Twiligth Saga'nın ikinci filmi new Moon'un gösterime girmesini bekliyordum. E bu kadar uzun zaman bekleyince haliyle film gelir gelmez izlemek istedim. Ama bilin bakalım ne oldu!? Tam da filmin gösterime girdiği 2o Kasım Cuma akşamı Tazi'nin Antalya'dan çok sevgili bir arkadaşı İstanbul'a geldi ve bizimle görüşmek istedi. Önce "yok canım şaka bu" diye inanmak istemedim. Tamam birlikte gider izleriz diye kaçış yolları arayıp her türlü gıcıklığı da yaptım. Sonra baktım Tazi "Senin uzaktan bir arkadaşın gelse böyle mi yapacaksın" ayarında gayet ciddi laflar etmeye başladı anladım ki cuma akşamı filmi izlemek mümkün olmayacak. Bu anlatması güç "Sinir oldum ama !" duyguları içinde akşam çok sevgili Osman'la görüşmeye giderken bir de baktık trafikte sıkışıp kalmışız. Sonuç: Yetişmedik ve sabahın köründe uçuşu olduğu için Osman'da bizi daha fazla bekleyemeyip otele geri dönmek zorunda kaldı :) Önce içimden "Oleyyyy oleyyyy hadi hemen ilk matineye gidelim" dedikten ve sonra bunları seslendirdikten sonra kendimi Tazi'yla Cine Bonus'un bankosunda buldum. Ve hadi bir tahmin daha yapın! Ne oldu dersiniz? Tabi ki biletler tükenmiş! Biletler 2 hafta önceden satılmaya başlandığı için ilk günler yer bulmak gerçekten çok zor ( Bu arada New Moon 72.7 milyon dolarlık cirosuyla açılış günü en fazla izlenen film rekorunu The Dark Knight'ın -67.2 milyon dolar- elinden aldı! Böyle giderse filmin ilk hafta rekorunu da kıracağı söyleniyor). Sadece perdenin dibinde birkaç koltuk boştu. Filmle ilk buluşmamın da böyle egzantirik bir açıda olmasını istemedim tabiki.

Uzatmayayım. Filmden yeni çıktım. Ve sisin de verdiği pekişmiş boyut değiştirmişlik duyguları içinde hemen yazmak istedim.

Muhteşemdi ! Beklediğimden çok daha iyiydi! O kadar çok fragman izledikten sonra görmediğimiz bir sahne kalmadı sanırım diye sıkılıyordum ama korktuğum gibi olmadı. Ha bir de bütün seriyi iki kere okuyan ben ilk defa olaylara bir parçacık da olsa Jack'in gözünden bakabildim. Yo yo hayır onu hala pek sevmiyorum !

Şimdi gelelim ne muhteşemdi sorusunun cevabına?
Önce şunu söylemek istiyorum: Bir filmin başarılı olması, iyi hissettirmesi, kendi baş yapıtlarınızdan biri olması için sinema sanatı şaheseri olması gerekmiyor. En azından benim için. Blue Velvet da izlerim, Kagemusha da, Lord Of The Rings de, Tokyo Drift de. Bu nedenle lütfen bana "Bu aptal filmin nesini seviyorsun?!" gibi yersiz fikirlerle gelmeyin. Ha illa geliyorsanız cevabım:
1. Çok uğraşılmamış, emek harcanmamış olsa da bana hissettirdiklerini seviyorum.
2. Fantastik, doğa üstü olayları ve güçleri konu alan filmleri ve özellike vampir filmlerini çok seviyorum. Fantastik eserleri "aptalca" bulanlara yada Twilight'ın gerçek bir vampir fimi olmadığını düşünenlere cevabımsa büyük akıllarını böyle saçma şeylerle meşgul etmemeleri yada "gerçek" vampir filmi izlemeleridir.

Muhteşemdi, çünkü çatışma unsurları daha fazlaydı. Daha heyecanlı, daha dramatik ve daha dinamik.Taylor Lautner'e hakkını vermek gerek, başarılı bir oyunculuk sergilemiş. Kristen Stewart bence zaten oldukça iyi bir oyuncu. Edward'ın gidişinin ardından aylarca odasında sandalyede otururken ki planlarda, boş, ifadesiz yüzü bence çok başarılıydı. "Hiçlik" en iyi bu şekilde gösterilebilirdi. Ve Robert. O kesinlikle kendini aşmaya başlamış. Kristen'le saat kulesinin altında biraraya geldikleri sahnedeki mimikleri çektiği acıyı, tam yok olmak üzereyken öldüğünü sandığı sevgilisini karşısında bulunca yaşadığı şaşkınlığı, mutluluğu gayet güzel yansıtmış. Kilo vermiş ve muhtemelen uykusuz birkaç gece geçirmiş. Dış görünüşü gerçekten yok olmak üzere olan bir canlının görüntüsü gibiydi. Aynı şekilde Volturilerle çekilen sahnelerdeki oyunculuğu da takdiri hak ediyor. Michael Sheen tıpkı kendisi gibi, çok iyi ! Filmdeki en etkileyici sahnelerden biri de daha önce fragmanlarda izleyip yazdığım Volturileri'nin mekanında Felix ve Edward arasında geçen dövüş sahnesiydi. Gerçekten vurucu bir sahneydi. Bunun dışında evet bu bölümdeki (Volturi) sahneler beklediğim gibi ihtişamlıydı ancak Aro (Michael Sheen) dışında Marcus (Christopher Heyerdahl), Caius (Jamie Campbell) ve Alec'in (Cameron Bright) daha etkileyici olmalarını bekliyordum. Jane'i canlandıran Dakota Fanning de bence daha iyi bir oyunculuk sergileyebilirdi. Filmin müziklerinin Twilight'tan daha iyi olduğunu da söyleyemeceğim. Özellikle Carter Burwell'in muhteşem müziklerinin yanından bile geçemediğini düşünüyorum. Burwell'in melodileri bence Twilight'ın atmosferinin en önemli parçalarındandı. Keşke New Moon da da kullansalardı.

Bunlar filmle ilgili ilk görüşlerim. Doğru dürüst eleştirebilmek için, tabi objektif olmayı başarabilirsem, birkaç kere daha izlemem gerekiyor elbette.

Sevgiler,
Bettra

4 yorum:

  1. Şimdi şöyle söylemek gerekir sanırım, ben senin bloğunu bugün "İzlenenler Listesi"ne ekledim. İtinayla neredeyse yazdıklarının tamamını okudum. O yüzden böyle küçük bir düşünce sahibiyim sanırım senin hakkında. Şu an için tek söylemek istediğim, çok zevk veriyor yazdıklarını okumak. Böyle kafadan yazılmış şeyler değil. Belli ki, bilgi sahibi olunan (ama gerçekten bilgi sahibi olunan) konular hakkında yazılıyor buraya genellikle. O yüzden sen yaz tamam mı? Yaz yani.

    YanıtlaSil
  2. Çok sevindim :) Yazmak çok güzel ve çok elzem ama yazdıklarımın birileri tarafından gerçekten anlaşılıyor ve beğeniliyor olması da çok bir keyifli :)

    Teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
  3. Bir akşam gene biraraya gelip, açıklamalı film izleme seansı yapmamız lazım o halde ;)

    YanıtlaSil
  4. Ah evet evet cok eglenceli olmustu :) Ama dur benim once replikleri kayda almam gerek ehe :)

    YanıtlaSil