1 Kas 2009

SOĞUK BİR PAZAR GÜNÜNDEN


.."Hayatım alelacele çizilmiş, ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor."..

Trevanian'ın Şibumi'sinde geçen bu cümle, belki de pekçok kereler üzerinden geçtiğimiz bir cümleyi yeniden kuruyor: Dolu dolu yaşa.

Üzerinde nefes aldığımız, büyüdüğümüz, büyüttüğümüz, öğrendiğimiz (yada öğrendiğimizi sandığımız), sevdiğimiz, yarattığımız, seviştiğimiz, okuduğumuz, küstüğümüz, korktuğumuz, endişeneldiğimiz, güldüğümüz, gezip gördüğümüz bu koca yer sonunda aslında sadece kişisel bir tablodan ibaretse.. Söylesenize yolun sonuna gelip de son fırça darbesini vurma vakti geldiğinde ve dışarı çıkıp ona bakabildiğinizde ne görmek isterdiniz? Yıllarca boyadığınız tabloda neyi görürseniz koca resmin boşa gittiğini düşünürdünüz? Ne yada neler yoksa resminiz eksik kalırdı?
Onlarca yıl var daha "yaşamak" için... Aramak için, gidip görmek için, onsuz aslında yapraksız bir ağaca benzediğinizi anlatmak, "Seni çok Seviyorum" demek, spora başlamak, listenizdeki kitapları bitirmek, az bir zaman ve küçük bir incelikle birinin hayatında büyük mutluluklar yaratmak için, kendini onun yerine koymak, biraz durup nefes almak, dinlemek için hep zamanımız var öyle değil mi? İncelenecek raporlar, katılınacak toplantılar, satılacak mallar, geçilecek sınavlar, dinlenecek haberler var önce. "Hayat"tan önce yapılacak daha çok şey var, değil mi?

Yol uzun görünüyor, evet.. Onlarca yıl... Ama zaman, göründüğü kadar basit, algıladığımız kadar uzun değil. İnsan kendi hayat sözlüğündeki kelimeleri tanımlarken önceliklerini düşünmeli en çok. "Önemli" kelimesinin karşılığını dolduranlara gerçekten önem ve öncelik vermek söylendiği kadar kolay olmuyor bazen. Dışarı çıkıp baktığında göreceği resmi unutuyor, koca resimde nokta gibi görünen yerlere bir ömrünü veriyor insan. O noktayı boyuyor, boyuyor ve boyuyor. Sonunda başka hiçbir şeye yer kalmıyor sayfasında yada koca sayfada koca bir boşluk oluyor gördüğü. Olmayan renkler, gereksiz çizgiler, anlamsız eğriler..

Bu tablo sizin. "Bu benim resmim" demeyi unutmayın ve içine sizden, ruhunuzdan bir şeyler koymayı daha fazla ertelemeyin. Resminize anlam verecek, onu değerli kılacak ayrıntıları önemseyin ve önce bunları çizmeye bakın.
Hayata astığınız / asacağımız çerçeve boş yada pişmanlıklarla dolu olmasın diye.

Sevgiyle,
Bettra...

2 yorum:

  1. muhteşem bir yazı bettra bu.
    umarim tablon tam da senin istediğin renklerle,
    tam da istediğin boyutta, tam da istediğin desenlerle bezeli olur ...
    seni seviyorum bibi

    YanıtlaSil
  2. Tesekkurler .Z.cim. Bir şeyler anımsatabildiyse ne mutlu...
    Umarım yolun sonunda bakmaya doyamayacağımız tablolar olur bize ve hayata kalan.
    Beeeen de seni seviyorum ;)

    YanıtlaSil