24 Oca 2010

DORIAN GRAY

Kitapları okunur yapan hikayeleridir çoğu zaman. Fakat bazen de hikayeden çok, daha önce hiç karşılaşmadığınız ve belki hiçbir zaman da karşılaşamayacağınız (karşılaşmak da istemeyeceğiniz) karakterlerdir sayfaları çevirttiren. İlginç, kötü, ahlaksız ve marjinal karakterler.
1891 yılında Oscar Wilde'ın kaleminden çıkan ve yazarın tek romanı olan kitap, o yıllarda ahlaksızlığı bu kadar açık bir şekilde anlattığı için çok eleştirilmiş. Hikayenin genel akışına yön veren ancak tadı çok baskın olmayan fantastik öğeyi saymazsak ağır ve emin adımlarla ilerleyen, dönemine göre bu çok cüretkar roman Wilde'ın deyimiyle "bir ruhun hikayesi".

Ressam Basil Harward için genç ve kusursuz bir güzelliğin sahibi Dorian Gray'in resimlerini yapmak yaşamın ve tutkunun bir dışa vurumu olmuştu. Harward'ın kendinden geçercesine tutkuyla yaptığı bu adeta yaşayan portrelerinden biri, başta Dorian Gray olmak üzere pek çok kişinin hayatını değiştirdi ve hikaye işte böyle başladı: Dorian resmine baktı, "Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı" dedi.

Sıradan bir hayat yaşayan ancak fazlasıyla sıra dışı fikirlerin sahibi olan Lord Henry gerçekten korkulması gereken biriydi. Sahte mutluluklar, üzeri örtülü gizli sadakatsizlikler, yapmacık dostluklarla çevrili hayatında belki hep düşlediği ama hiçbir zaman yaşayamadığı ahlaksız hayallerini Dorain'a fısıldadı.. Ve Henry'nin tutku, heyecan ve zevk dolu elleriyle yoğrulmaya hazır bekleyen erkeklerin bile gözlerini alamayacağı kadar yakışıklı ve masum Dorian Gray, Henry'nin sözlerinden sonra başka biri olmaya başladı. Günaha ve zevke tapan, sadece haz almak için yaşayan biri.

Kitabı sadece ilginç bulduğum için bir solukta okuduktan kısa bir süre sonra dvd sine rastladım. İngiliz yönetmen Oliver Parker'ın filminde Ben Barnes, Dorian Gray'i oynuyor. Colin Firth, Lordn Henry'i canlandırmış. Performanslar gayet iyi.

Büyük, eski yapılara ve kasvetli gri tonlara aşık biri olarak filmi görsel anlamda doyurucu buldum. Öte yandan bilirsiniz bir kitaptan aldığınız tadı filmden almak çok sık rastalanan bir durum değil. Hikayeye genel olarak sadık kalınmışsa da farklı anlatımlara da yer verilmiş. Örneğin kitap dönemine göre ne kadar cüretkarsa filmde aynı cüretkarlığı günümüzde de hissettirebilmek için cinsellik ve şehvet dolu sahneler fazlasıyla yer verilmiş. Basil Harward'ın Dorian Gray'e karşı 'neredeyse' aşk olarak değerlendirebileceğimiz hayranlık dolu duyguları filmde açıkça cinselliğe dönüştürülmüş sanırım hikayeye bu tarz müdahalelerden hoşlanmıyorum. Kitabın zaman zaman yavaş olan akışı filmde fazla hızlı. Bu da roman uyarlaması filmlerin yaşadığı başlıca sıkıntılardan biri. Onca sayfanın bütün detaylarıyla iki saate sığdırılmasını beklemek çok adil olmaz elbette ama özellikle Dorian Gray'in değişiminin daha yavaş ve biraz daha detaylı işlenmesi gerektiğini düşündüm izlerken. Değişim o kadar hızlı oluyor ki Dorian tek bir sahnede başka biri olup çıkıveriyor.

Yine de zaman kaybı değil ve kitabı okuyanların filmini de izlemek isteyeceklerini düşünüyorum.
Sonsuz güzelliğin tadına varmış yakışıklı Dorian, ona neredeyse aşık Basil ve edepsiz fikirlerin babası Lord Henry size İngiliz aristokrasisinden manzaralar eşliğinde "değişik" bir tat vaad ediyor.

Sevgiler,
Bettra

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder