1 Nis 2010

"ANGEL", I

Büyük kapıdan içeri girdiğinde gördüğü muhteşem manzara karşısında sessizce yutkunup durdu. Ormanın orta yerinde gerçekten anlatılanlar gibi bir kapı vardı. Ardına kadar açık, demir bir kapı.. Öğleden sonra yürüyüşe çıktığında eve paralel uzanan bildik yolda her zamanki yürüyüşlerinden birini yapmayı düşünüyordu. Ve nasıl olduğunu anlamadan kendini burada bulmuştu. Neyin teyzesinin onu sürekli uyardığı kadar korkunç olabileceğini düşünerek yavaş hareketlerle etrafını inceledi.. Evet biraz korkuyordu fakat bu olmaması gereken bir yerde olduğu ve Ölü Orman'la ilgili bir sürü saçma şey duyduğu içindi. Korkunç bir şeyler gördüğü için değil. Çıplak ayaklarının altındaki toprağı hissetti. Manzara nasıl olmuştu da birden bu kadar değişebilmişti? Dönüp hemen arkasında kasabaya doğru devam eden ormana baktı. Aynı ağaçlar, aynı toprak ve aynı orman. En azından öyle görünüyordu.. Şey bu puslu ve nemli ortam dışında.. Sanki bir şeyler farklı yada eksik diye düşünürken tüm patika boyunca mutlu cıvıltılarını dinlediği kuşları artık duymadığını fark etti. Duyduğu tek şey rüzgarla dile gelen ve daha önce hiç bu kadar büyük ve güzellerini görmediğini bildiği ağaçlardı. Rüzgar..? Bugün hava son derece açık ve sıcak değil miydi? Kim bilir belki değişiyordur ve yağmur yağar..

İki yanında, sanki sonsuza kadar uzanan koca ağaçlar rüzgarla birlikte şarkı söyleyip dans ediyor gibiydi. Acaba kaç yüz yıldır buradalar dedi kendi kendine.. Onlar burada neyin korkunç olduğunu yada olmadığını herkesten daha iyi biliyor olmalılar.. Yaprakların rüzgarda çıkardığı ona huzur veren sesi daha iyi duyabilmek için gözlerini kapattı. Ama bu beklediği kadar huzurlu olmadı ve birden az sonra hava karardığında şimdiki kadar güzel olmayacaklarını düşündü..

Burası O'na benziyordu. Yada en azından hep dinlediği hikayedeki adam içindi. Teyzesinin yaşadığı küçük kasabaya taşındığından beri Ölü Orman ve sahibi Angel (Bu arada bu ne tezattı böyle: Angel ?!) hakkında aynı şeyleri o kadar çok dinlemişti ki hayalinde canlandırması hiç zor olmamıştı. Eski ama yeni, normal ama bir şekilde tuhaf, hem huzurlu hem de ürperti veren iyi mi kötü mü karar vermesi zor bu yer, evet tıpkı sahibi gibiydi..

Kapının hemen altında, uzun toprak yolun başında beklerken hem kasvetli hem de aynı oranda çekici, sonu görünmeyen bu yola devam edip etmemek arasında gidip geliyordu. Aslında bunu deli gibi istiyordu. Biraz meraktan ve biraz da kendine orada onu kötü bir şeyin beklemediğini kanıtlamak için. Derin çektiği nefes ciğelerine ormanın ortasında denizin kokusunu getirdi ve korkarak ikinci adımını attı.

Bettra...

4 yorum:

  1. ve betttra muhtesem donusunu yapti!

    YanıtlaSil
  2. bence bizden umudu kesmek onu ateslemis:D

    YanıtlaSil
  3. Ole'ciğim gördüğün gibi kendi çapımda bir "hikaye girişi" (!) yazma ustalığı kazanmaya çalışıyorum. Ötesi yok :)

    YanıtlaSil