2 Nis 2010

ANGEL, II

İşte şimdi ayakkabılarını evin çitlerinin yanında bıraktığı için gerçekten pişmandı. Bildik yürüyüşlerini hiçbir zaman ayakkabılarıyla yapmazdı ki. Ama bu bildik bir yürüyüş değildi. Evinden bu kadar uzakta ve tam olarak nasıl bir yerde olduğunu bilmezken bunun için endişelenmeye başlamıştı. Şimdi geri dönse eve varana kadar hava yine de kararmış olacaktı. Ve bu hiç iyi bir şey değildi, hem de hiç! Teyzesi endişelenecek, arkadaşlarına onu soracaktı ama daha da kötüsü Truli ormanda bu saatlere kadar ilk kez kalıyordu. "Buraya sadece merak ettiğim için mi geldim yoksa gerçekten korkunç bir şeyler olduğuna ben de inanıyor muyum? Ah harika! Kapının önünde dururken içeri girmek için can atıyordum şimdi de çıkmak için! Küçük bir çocuk gibi korkmak tam da senin gibi sert kızlar için!" diye kendi kendine söylenmeye başladı." İçeriye doğru devam ederken arkasına dönüp, geçip geldiği kapının ötesindeki yeşil ormana baktı. Böylece bir parça güvende hissetmeye çalışarak yine de puslu yolda ilerlemeyi sürdürdü. Az önce itiraf ettiği gibi korkuyordu ve bunun yersiz bir korku olduğunu kendine ispatlaması gerekiyordu. Yine de içinde anlam veremediği bir his vardı. Sanki buraya başka bir şey için gemişti. Henüz bilmediği ve onu asıl korkutan şey için..
Şimdi tek duyabildiği hiç bitmeyen bir şarkıyı yüksek sesle söyler gibi hışırdayan ağaçlardı. Belki on, belki on beş dakika boyunca yoldan ayrılmadan tedirgin adımlarını atmaya devam etti. "Tanrım burada anormal hiçbir şey yok. Sadece hayal ürünü hikayeler yüzünden kendi başına bırakılmış bir orman". Ölü Orman, kendi başına bırakılmış demek için en azından şimdilik fazla düzgün ve sorunsuz görünüyordu ama Truli bunu anladığında artık yokuşun başında duruyordu.
Yol birkaç adım sonra birden bire dik bir yamacın önüne gelmişti. Buradakilere hiç benzemeyen otların arasından dar ve dik bir patika aşağı doğru ilerliyordu. Truli yamacın başında biraz eğilerek ileriyi görmeye çalıştı ama güneş aşağıda çoktan batmış gibiydi. Tek görebildiği karanlık oldu.

Dizleri artık onu taşımakta kararsız gibiydi. Onlara boyun eğip biraz soluklanmak için yokuşun başında yere çöktü. Rahatsız bir pozisyon olduğunu düşünüp ayaklarını aşağı sarkıtarak oturdu. Burada kalamazdı, kalmamalıydı. "Neden kendime kalmamam gerektiğini söyleyip duruyorum. Tabiki döneceğim" dedi kızgınlık ve korku arasında bir hisle. Daha ilerisini görmek istediğini de sanmıyordu. Birilerinin onu duymasından çekinerek ve kendini ikna etmeye çalışır gibi "Muhtemelen çalı çırpı ve orman yaratıklarından başka bir şey yok. Geri dönmeliyim" diyerek hızla ayağa kalkmaya çalışırken uzun oduncu gömleğinin eteğine basarak dengesini kaybetti ve yokuştan aşağı yuvarlandı. Yokuşun sonunda durduğunda fırıldak gibi dönen başını iki elinin arasına alıp panikle kalkmaya çalıştı ama çabalamasıyla tekrar yere düşmesi bir oldu.

"Çok karanlık"..
 

Bettra
 
 

2 yorum:

  1. hemmen devamini istiyorum, muhtesem olmus bettra.. hadi bekletme cok heyecanlii :)

    YanıtlaSil
  2. Pembe yorumun için teşekkürler Minnoş :)

    YanıtlaSil