7 May 2010

İSTANBUL'A...

..."Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler de köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayıttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolarlarda çift yatanlar bile tek"...

S. Faik Abasıyanık

İstanbul'un çirkinliklerin yüzü değişmiş biraz Abasıyanık'ın kalem tuttuğu günlerden bugüne.. Ama varlığı hiç değişmemiş, hiç gitmemiş...

1 yorum:

  1. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir...

    çirkin bir şehir kararıyor gözlerimde işte...
    güneş batıyor denizin şehrinde...
    bir sokak başında farkediliyor sanki,
    köşedeki gölgede...
    dağınık birbirine yapışan ,
    yıldızsız bir gece sanki karaya çalan saçlarıyla
    masmavi umut bakan genç çingenesi...
    yanaklarından silinmesi unutulmuş
    kömürden karartılar çamurlar var belkide...
    gördüğüm en güzel bakışlı çirkini bu şehrin,
    ölmeye bir adım kala insanı ölmekten caydıran
    yaşama çağırıp kandıran bu mavi nefes bakışlar...
    gördüğüm en güzel bakışlı çirkini bu şehrin...
    bu şehir gibi her çirkini başka bir güzel
    akıntısında bakışlarındaki nehrin...

    İstanbul çirkin şehir. Pis şehir...
    haklısın usta...
    o kadar çirkin ki alamazsın gözlerini bir saniye dahi,
    bu kadar çirkinliğin arasında nasılda masmavi bakar sana
    nazlanan dalgalarıyla iki yakası biraraya gelmez bu şehirde bu deniz...
    boğazında yutkunamadığın bir ızdırap kadar çirkin,
    asla aklından çıkmayan bir kıymık gibi aşk sızısında yangın bu şehir...

    YanıtlaSil