16 Eyl 2010

BİLMİYORDUK...

Ben düşmezden önce bilmiyordum, sen geçip gitmeden önce.
Bu hep böyle gelir gider sanıyordum ve sen beni hep orada bir yerlerde..
Hayat hep kanatır ve yaralar sarar her yanımı...
Sol yanımı sıkar nefes alamam sanıyordum..
Kendime ilaç olamam diyordum.
Kıskanıyordum beni o çok istediğim oyunlara sadece konuk oyuncu olarak alanları.
Sahip olamadığım, olmayı hayal bile edemeyeceğim huzur yumağından koruyucu duvarları olanları...
Ben tektim. Çift gibi görünen teklerden.
Konuştuğumda, sustuğunda ve düşüp düşüp kendimi tekrar kaldırdığımda...
Uzanan sıcak elleri tutup, yalanlarına gönüllü kanıp ve görmezden gelmelerine kendimi kapayıp çıkarıyordum kendimi kara bataktan...
Bütün bunlar olurken büyüyordum. Kendi başıma. Sensiz.
Sonra galiba biran durup baştan okudum kitabımı.
Biran filmi başa sardım.
Biran dönüp aynada kendime baktım.
Ben sensiz de vardım.
Her hatayı, her acıyı, her zoru sensiz atlattım. Sensiz başardım.
Yerini dolduramadım belki ama içinde sen olmayan o çok beklediğim huzuru da buldum, mutluluğu da.

Ben düşmezden ve yeniden kalkmazdan önce bilmiyordum sana artık ihtiyacım olmadığını.
Ve sen, ben sırtımı dönüp yürümeye devam etmeden önce....

2 yorum:

  1. akşamları evden nete girmek ve blog okumak adetim değildir aslında. bir şeye bakmak için oturdum bilgisayarın başına. derken bloguma da bakayım dedim. derken listemde senin yeni yazına denk geldim. derken bir şey beni dürttü ve bloguna girdim. derken okudum yazdığını. derken kaldım burada, kelimelerin arasında. derken şimdi gidiyorum başka hiçbir şey okumadan. dilimde, damağımda, yüreğimde, aklımda sadece senin kelimelerinin tadı kalsın. başka hiçbir şey olmasın...

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim. Ne huzurlu bir tebessüm yerleşti içime...

    YanıtlaSil