12 Eki 2010

JULIE & JULIA

Bu kadını seviyorum. Giydiği her kıyafeti, kendi teni edasıyla taşıyan bir manken gibi oynadığı her karakterin etine, tenine, ruhuna bürünmesi ve benim için tek kelimeyle kusursuz oyunculuğu dışında bilmiyorum neden ..? Normalde çok da hazzetmediğim bir fiziksel görünüşü var aslında. Daha çok soğuk bir İngiliz' benziyor ama Amerikalı. Kate Winslet de çok başarılı bir oyuncu mesela ama onu hiçbir zaman sevemedim. Sanırım bu biraz da o soğuk, kibirli ve içten içe her duruşuna, konuşmasına sinen "Heey ben hepinizden daha iyiyim" durumuyla ilgili. İşte Meryl Streep'de olmayan ve onu "sarılmalık ve saatlerce izlemelik oyuncu" sınıfına sokan da bu. Her zaman zarif, ölçülü ama aynı oranda muzip ve hayat dolu.. Streep sadece duruken ya da en çılgın, itici rollerinden birini sergilerken bile oturmuş, dingin bir kadının ruhunu ve bu ruhla aydınlanmış güzel bir kadını görüyorum. En deli, tutarsız karakterler bile, canlandıran oysa yorucu olmuyor. Tam tersine onu izlerken film izlediğimi unutuyorum. Ve bir çeşit dinlenme terapisindeymiş gibi hissediyorum. Zarif ağzı ve hafif çarpık gülüşüyle ben de gülümsüyorum. Ta içimden :)


İki gün önce gecikmeli olarak Julie & Julia (2009, Nora Ephron) filmini izledim. Tadı hala damağımda! Ephron'un daha çok romantik komedi türünde (You Have Got Mail, Sleeples In Seattle, When Harry Met Sally) ustalaşmış bir yönetmen ve filmin senaristlerinden biri olduğunu düşününce Julie & Julia'nın farklı da olsa romantik bir tadının olması şaşırtıcı değil.. Hikaye gerçek hayattan. Çoğumuzun gerçek olmasını isteyeceği, içimizde güzel hisler uyandıran ve tutkularımıza dair cesaretlendiren bir hikaye...

Farklı zamanlarda yaşayan iki kadının yaşamları konu ediliyor. Julia eşiyle birlikte Amerika'dan Fransa'ya gelmiş yapacak bir işi olmadığı için sıkılan ve yemek yapmaya aşık bir kadındır. Zamanını geçirmek için birçok uğraş denedikten sonra, hayatını yemek aşkıyla daha fazla doldurmaya karar verir ve bir ahçılık kursuna yazılır. Sonunda geldiği noktada mutfağı müze olmuş, büyük uğraşlar sonunda yayınlanan kitabı tekrar tekrar basılmış ve ünlü bir ahçı olmuştur. Julie ise farklı bir zaman ve mekanda ama Julia ile adeta birlikte geçen bir hayatı sürmektedir. Ortak noktaları yemek yapma tutkularıdır. Gün boyunca vasat ve boğucu bir işte çalışan Julie akşamları eve döndüğünde huzuru muftakta bulmaktadır. Birgün eşiyle birlikte kendisine bir blog açar ve rutin hayatından Julia'nin kitabındaki bütün tarifleri 365 gün içinde yapmayı kendisine hedef koyarak uzaklaşmaya başlar. Her gün bloguna yaptığı tarifleri yazar. 365 günün sonunda bütün tarifleri yapmış, çok sayıda hayran edinmiş ve basın tarafından da takip edilmeye başlanmıştır. Yine de en büyük hayali olan Julia ile tanışamaz...


İki kadının hayatlarına kendi çabalarıyla kattıkları renklerin, heyecan ve peşinden gidilen tutkuların sonunda ulaşılan başarıların, bazen komik ve bazen de romantik bir dille anlatıldığı filmi henüz izlmediyseniz mutlaka izleyin derim ;)


Sevgiler,
Bettra

2 yorum:

  1. bunu da izleyelim birlikte, ben de cok merak ettim simdi sen anlatinca!

    YanıtlaSil
  2. İzleyelim çok güzel :)

    YanıtlaSil