7 Eki 2010

KÜÇÜK ŞEYLER

Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek gerekiyordu mutlu küçük gezinenler olmak için evrende...
Ve küçük şeylere kafayı çok takmamak, onlara büyüteç takılmış gözlerinden ardından bakmamak..
Küçük şeylere avaz avaz bağırıp, dünyamızın ışıklı caddelerini kendimiz kararttıktan sonra öyle bir şey gelebiliyordu ki ardından canın yanması neymiş asıl o zaman anlıyorduk.. Küçük şeylerin ardından ...
Küçük şeylerden ibaretti aslında hayat çoğu zaman.. Hücreler gibi birleşip hayatı örüyordu onlar da. O yüzden kaçırmamak, fark etmek gerekti küçük fırsatları...
Küçük adımlarla geçiliyordu büyük köprüler, küçük tohumlar büyüyüp dev çınarla dönüyordu..
Kumbaralarda birikiyordu küçük paralar. Bir küçüğün büyük hayallerini kucaklıyordu.
Küçük sandığımız insanlar büyüyordu gün gelip.. O yüzden ebatlarını boşverip ölçülemez yanlarını görmek gerekiyordu. Kalplerini mesela..
İçinizde küçük bir şey kıpırdıyordu günün birinde. Günbe gün öyle büyüyor, tüm geleceğinizi umutlarınızı, mutluluklarınızı kendisiyle o kadar koşulluyordu ki şaşıp kalıyordunuz bir küçük insanın yapabildiklerine...
Şeytan da, melek de her şey ayrıntıda gizliydi ve bildiğiniz tüm ayrıntılar minikti öyle değil mi...?
Küçük şeyleri gerektiği kadar önemseyin... Ruhunuzun nasıl iyileştiğine ve kim bilir önünüzde açılan ne kapılara tanık olacaksınız...

Sevgiler,
Bettra...

1 yorum:

  1. oysa biz hep büyüğün derdindeyiz yetmeyi, yetinmeyi bilmeden...

    kü.ükleri tanımadan nasıl elde edilebilir ki küçük küçük birleştikçe oluşan büyükler...

    YanıtlaSil