12 Kas 2010

PENCEREMDEN GÖRÜNENLER

Bir yarısını kaybetmiş küçük bir kız çocuğu gördüğünde beni düşünüyordun. Üşüyen küçük kız, kimsesiz, evli, uzaktaki, zordaki, gözleri yeşil kıvırcık kız.... Belki asi, gaddar, kötü küçük kız... Ama işte her nasılsam senin için, her kimsem.. beni düşünüyordun ve özlüyordun. Senin de kalbine batıyordu kırdıklarımızın camdan parçaları.. Unutmuyordun ve dudaklarından dökülen kelimelerin siyah rengi yok edemiyordu kanayan özlemini. Aydınlık odanın her yanındaki resimlerime bakıp ağlıyordun kimse bilmiyordu. Seni çok özledim diye haykırıyordun en fısıldayan sesinle, oysa sen de dahil herkes biliyordu benden ne çok nefret ettiğini. Ne söyleyemediklerine, ne haykıramadıklarına ne de kararmış kalbinden öldürmek için fırlayan bıçaktan sözlerine inanabiliyordun.. Güzel ellerini ıslak yanklarında gezdirirken filmimizin sondan bir önceki sahnesi bu mu diye sen de merak ediyordun.. Ve ben o karanlık evimin tek ışıklı camından dışarı bakıp hayal etmeye devam ediyordum. Hayalimdeki seni bir ben biliyordum.

*****
Koca gövdeli uzun ağaçların arasında yitip gitmişti orman. Griydi ve karanlık ama iki yanı beyaz tüllerle örtülmüş, gizli camımdan içeri tarifsiz mutlu bir ışık hüzmesi doluyordu. O, en siyah kollarında saklıyordu seni. Siyah saçlarının ormana yaptığı, karanlık gecede ayın denize yaptığı gibiydi ışıltısıyla. Sen bana gelemiyordun ve ben de sana ama varlığını hissetmek değiyordu ormanda kaybolmaya. Seni ararken umutsuzca, siyah bir dantel gibi işlenmiş demirden bir kapı karşılıyordu beni hayal bile edemeyeceklerime çıkan bahçenin başında. İki kolunu açıyordu ardına kadar ve içeri davet ediliyordum. Sayısız pencerelerden birinin ardında beni izlediğini hissediyordum. İçim özleminle doluyordu. Özlemimin kokusu çarpıyordu sert hatlı yüzüne ardından kara gözlerini sular kaplıyordu.. Kapısız dünyama sıkışıp kalmış olmanın verdiği öfkeyle sıktığın avuçlarından düşen kan damlaları sadece içime akıyordu. Ve sözcüksüz biliyordun sen beni. Biran yanında uzanıp kokunu içime çekiyor sonra bahçeye geri dönüyordum. Çok eski kitaplarda kalmış eski, büyük evinin gri taştan duvarlarına dokunuyordum yine özlemle. Ayaklarımın altında ezilen, sisten bir bulutun altına gizlenmiş yeşil çimden halının kokusu doluyordu bir yanı sen olmuş içime. Yüksek tavanlarından sarkan avizelerin altından geçip varıyordum her basanı başka bir yere taşıyan büyük merdivenlere.. Sen nereye istersen oraya ulaşıyordu ziyaretçin.. Ben çıktıkça yukarıya tahta merdivenlerin gıcırtısı uyandırıyordu evin renki çizgilerden sahiplerini. Üzerimde gezinen onlarca meraklı gözle varıyordum yalnızca senin ve benim girebildiğim beyaz duvarların ardında kayıp, kapısız, bensiz kimsesiz odana. Ve sararmış yaprakları saran eski deri ciltli, el yazması kitapların kokusuyla dolu kütüphaneye.. Ejderhalar, yaşayan ormanlar, cadılar, cadıların başı dumanlı şatoları, iyi görünen kötüler ve korkutucu iyiler, kimli kimsesiz topraklar, okyanusların ardına, dağların yamacına ve ormanların kucağına kurulmuş şehirler, hiç dinmeyen aşklar, meltem kokulu rüzgarlar vardı doyamadığım satırlarda... Uzun koridorlar boyunca bazen koşuyor, önümde yanımda ve ardımda uçuşan tüllerin başka rüyalara davetkar kollarını ardımda bırakıp sen sanıp ardından gittiğim seslere ulaşamıyordum. Sen o koca evdin belki.. Belki evin bir yerlerinde benimleydin.. Rüyalarımdan büyük evin içinde seni bulamasam da camdan her baktığımda bana bakacağını, deniz kokulu bir soluk olup içime dolacağını ve yalnızca benim olacağını biliyordum. Bu huzurla geri dönüyordum...

*****
Burası benim dünyam. Senin olmadığın, onun ve diğerlerinin bilmediği ama bazen ellerimle sizi götürdüğüm yer. Size göre gri belki.. bana göre renkli...

Sevgili Beenmaya'nın "Hayalet Dünya" sına ithafen...

Sevgiler,
Bettra

1 yorum:

  1. kimbilir daha kaç kez gelip okuyacağımı bilmiyorum bu yazıyı ama bugünden itibaren içimde bir yerlere kazılı kalacağını biliyorum.

    ne mutlu bana ki kendimce, sıradan kelimelerden oluşan "hayalet dünyam" senin kelimelerinle büyüdü, gelişti, güzelleşti, anlamını belki de gerçeğini buldu...

    yüreğine sağlık ve sen hep yaz emi sevgili Bettra...

    bu arada şimdiden iyi bayramlar...

    YanıtlaSil