29 Ara 2010

DİLEK AĞACIM...

Sanırım bu yıl hayattan geçen yıllara oranla daha net ve ciddi şeyler istiyorum... Burası benim dilek ağacım olsun.. Bakalım neler sallanıyor kocaman dilek & istek ağacımda tatlı bir meltem eşliğinde...

Bütün sevdiklerim için sağlık, huzur, mutluluk ve bütün bunlara yetecek kadar para dolu bir yıl elbette bu yıl da ilk dileğim...

Dünyamın en tatlı bebeğini sağlıkla kucağıma alabilmek, onu sarıp sevgimle ısıtabilmek ve çok sevildiğini her daim hissettirebilmek de ilk dileğim. Birden fazla ilk dileğim olabilir öyle değil mi? Sonraki ilk dileğim yepyeni bir ben yani "iyi" bir anne olabilmek. Bunu becerebilmeyi diliyorum.. Sabırlı, kontrollü, dayanıklı olabilmeyi...

Bütün bunları olabilirken beni ben yapan, mutlu yapan, doyuran diğer şeylerden vazgeçmemeyi. Kendime vakit ayırabilmeyi...

Daha net dileklerim var demiştim hani.. Hayallerimdeki kitabı yazmak gibi... Nobel'i kazanmasam da olur. Kendimi mutlu edecek bir kitap olması yeterli :) Kelimelerin büyüsü ben dahil okuyan herkesi sarsın istiyorum. Yazmak için daha çok zaman ve bu zamanı öyle ya da böyle yaratacak bir ben diliyorum... Yazdıklarımı okuyacak ve mutlu olacak bir sürü okur eşlik edebilir bu dileğime :)

Hala okumadığım ama okumayı çok istediğim bütün kitapları bu yıl okumayı diliyorum. Ve oğlumla uyku öncesi en sevdiğim bölümlerini paylaşmayı :)

"Boşveeer" diyebilmeyi ve bunu dediğimde beni sarıp sıkan tüm endişeleri gerçekten boşvermiş olmayı diliyorum.

Tazime biraz daha "benci" olmayı öğretebilmeyi, birlikte daha az "bıkbık" yapmayı, böylece daha az takıntılı ve daha huzurlu bir çift olabilmeyi diliyorum. Birlikte "önce biz" demeyi öğrenmeyi ve nedense önce kendini düşünen ama bizden önce onları düşünmemizi bekleyen insanlara bunu hissettirebilmeyi hatta ekvator gibi varsayımsal bir çizgi çekip gözlerine sokmayı ve "bak canım sen çizginin öte yanındasın" diyebilmeyi; diyemesem de anlamalarını sağlayabilmeyi diliyorum.

Tazimle birbirimize daha çok, çok daha çok aşık olmayı, artılarımızı eksilerimizden daha fazla görebilmeyi diliyorum :) Kısmetse şubat ortası gibi "Sen harika bir baba olacaksıııınnn !" diye en yüksek sesimle boynuna atlayabilecek enerjiye ve ruh haline sahip olabilmeyi de :) Bir de bazı sabahlar benden önce uyanıp kahvaltıyı hazırlayan kişi olmasını diliyorum :)

Çayımı mutfaktan salona dökmeden getirebilecek, yumurtayı marketten eve kırmadan taşıyabilecek, dokunduğumu yıkıp dökmeden napacaksam yapabilecek, heyecanlandığımda ya da sinirlendiğimde de düzgün kurallı cümleler kurabilecek, kafamı başka bir yere çevirdiğim zaman da yoldan çıkmadan bir yere çarpmadan yürüyebilecek kadar az sakar olmayı diliyorum. Ama bu dileğim gerçekleşmezse sorun değil.. Ben kendimi böyle de seviyorum :)

Satın aldığım, fotokopiyle çoğalttığım, internetten topladığım, sağdan soldan duyduğum kimi çok havalı, kimi çok pratik, kimi renkli, kimi çok temel yemek tariflerimi hayata geçirmeyi diliyorum. Blogumun "Bettra Mutfakta" bölümün leziz tariflerle dolup taşmasını da :) Biliyorum yılın ilk altı ayı evdeki yeni sakinimizle bunları yapmam çok kolay olmayacak ama ben yılın ikinci yarısı yapabiliyor olmaya da razıyım :)

Çok sevip hep hatırladığım, süpriz doğum günü partileri yaptığım, ara ara beklenmedik hediyeler, notlar bazen saçma ve komik hallerimle güldürdüğüm, hayatımın vazgeçilmez oyuncularının da artık kendilerine gelip bana süpriz partiler yapmalarını, ellerinde çoook seveceğim hediyelerle çıkıp gelmelerini diliyorum. Bu oyuncular kendilerini çoook iyi biliyorlar! Bu yıl da olmayacak çok belli ama en azından yeni, yeni yılda evimizin bu kez Tazi tarafından süslenmesini, ışıklarla renklendirilmesini ve sadece keyfini çıkaran taraf olmayı diliyorum.

Az konuşup çok anlaşılmayı, doğru anlaşılmayı istiyorum... Daha sakin ve daha pozitif bir ben de fena olmaz...

Rüyalarımda uçmaya, harika denizlerde yüzmeye, hayallerimdeki muhteşem ormanda yazacaklarıma ilham olacak film tadında rüyalar görmeye kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Biliyorum bu da yılın ilk yarısı evin yeni sakininin yarattığı yorgunluk nedeniyle pek mümkün olmayacak ama bakın şimdiden daha sabırlı biriyim :) Yılın ikinci yarısını bekleyebilirim :)

Tatlıyı daha az sevmeyi diliyorum. Pekala bu çok gerçekçi olmadı... Çoook sevsem de her seferinde ona yenilmemeyi, karşısına dikilip "Beni kandırman o kadar kolay olmayacak" diyebilecek kadar iradeli olmayı diliyorum..

Geçen yıllarda dilediğim ancak henüz gerçekleşmemiş hayallerimi yineleyeyim mi karar veremedim.. Belki de gerçekleşmemelerinin güzel nedenleri vardır öyle değil mi? Sanırım bu noktada kararı dileklerimi gerçekleştirmekle görevli manevi varlığa bırakıyorum :)

2011 in tüm dilek&isteklerimle beraber yılın en geç ikinci yarısı bana gelmiş olmasını diliyorum...
İhi sevgiler :)
Bettra...

22 Ara 2010

AŞUREEE !

Oğlumla kavuşmamıza ksımetse sadece iki ay kaldı. Şubat ortası gibi minicik bedenini kucaklayıp, onu ne kadar çok sevdiğimi gösterebilmek için sabırsızlanıyorum. Bu, tahmin edersiniz ki benim artık koooocaman bir insan olduğumu gösteriyor. Eğilemiyorum, oturken, yatarken ve kalkarken zorlanıyorum ve bu sıralar beni en çok zorlayan işlerden biri de ayakkabılarımı bağlamak. Iııhh çok rahatsız :( Her neyse konu şu ki bu kocaman halim bile engel olamadı gidip buğday, kayısı, incir, fındık, ceviz falan alıp işe koyulmama. Yılın en sevdiğim zamanlarından birindeyiz: Muharrem Ayı !

Aşure ! Ben de uyandırdığı anlamların hakkını veriyorsa bence dünyanın ennn lezzetli ve en karşı konulmaz tatlısı! Günde üç kase yediğimi, geceleri uyanıp yediğimi, sabahları uyanıp bir kase daha yediğimi ve sonra karın ağrısı çektiğimi, canım annem yapıp dağıttığında ve buzdolabının en az iki rafı silme aşureyle dolu olduğunda bile "Offf anne bu kadar dağıtmamıza ne gerek var? Biz ne yiyeceğiz şimdi !?" diye sızlandığımı hatırlıyorum :) Yaş ilerledikçe bu kadar fevri tatlı yiyemiyoruz tabi ama aşure hala en favori tatlım...

Geçtiğimiz hafta cuma gününden girdim mutfağa, fasulye ve nohutu ıslattım. Cumartesi günü onları yirmi dakika kadar düdüklüde bir güzel haşladım ve sonra oturup nohutların zarlarını tek tek ayıkladım. Akşam kayısı, incir ve kuru üzümü yıkayıp suya bastırdım. Kayısı ve incirleri zevkime göre küçük boyutlarda doğradım tabi önce. Buğdayı da ayıklayıp yıkadıktan sonra üzerini geçecek kadar suda bir taşım kaynatıp altını kapattım ve gece boyunca o suda bıraktım. Nihayet pazar sabahı geldiğinde asıl konuya giriyor olmanın heyecanı vardı :) Buğdayı suyunu çekip şişmiş olarak buldum pazar sabahı. Üzerini geçecek kadar su ilave edip başladım pişirmeye. Kaynamaya başlayınca altını kısıp "helmeleşinceye" yani hani basit mercimek çorbası yaparken mercimekler yumuşar böyle birbirine karışır ya iyice hah işte o kıvama gelinceye kadar suyunu çektikçe üzerine su eklemek suretiyle buğdayı pişirmeye devam ettim. Buğday tencerede rahat dönecek kadar su olmalı tencerede, diğer malzemeleri ilave edeceğiniz zaman. Buğdayın kıvama gelmesi bir saatten fazla sürüyor. Tabi ağır ateşte... Baktım kıvam tuttu, buğdaylar iyice yumuşadı haşlayıp hazırladığım fasulye, nohut, kayısı, kuru üzüm ve portakal kabuğu rendesini buğdaya karıştırdım. İnciri bu aşamada karıştırmıyoruz ki aşuremizin rengi kararmasın. Bütün malzeme özdeşleşinceye kadar pişirdim. Bu da orta kısık ateşte yaklaşık yarım saat kadar sürüyor. Sonra şekeri ilave edip karıştırdım. Şeker aşurenin kıvamını sulandırıyor. On dakika kadar sonra ne kıvamda olduğunu anlarsınız. Malzemlerin rahatça karışmadığı, koyu kıvamlı bir haldeyse biraz daha sıcak su ilave edilebilir. Miktarı göz ve el kıvamı ile anlamanız gerekiyor. Benim ölçüm dediğim gibi aşurenin rahatça karışıyor olması. Şekerin yeterli miktarda olup olmadığını bir kaşıkla biraz tadarak anlayabilirsiniz. Aynı şekild şeker de su gibi sonradan ilave edilebilir az geldiyse. İndirmeye on dakika kadar kala kuru incirleri de ilave ettim. Pişirme işlemi tamamlanınca sıcakken kaselere pay ettim. Ve oda sıcaklığında soğumaya bıraktım. Aşureler ılıyıp üzeri sertleşince üstlerini süslemeye başladım. Bu aşamada iş tamamen sizin damak tadınıza ve yaratıcılığınıza kalıyor. Aşağıda benim süslemek için kullandığım malzemeleri görebilirsiniz. Bunlara iç ya da toz antep fıstığı, dolmalık fıstık, portakal kabuğu rendesi vb malzemeler ilave edilebilir. Aynı şekilde iç malzemelere de başka tatlar ilave edilebilir taze meyve ya da karanfil gibi. Miktarlarla da zevkinize göre oynayabilirsiniz. Ben aşağıda gördüğünüz miktarlardan resimlerde gördüğünüz hazır alüminyum kaplara koymak üzere 25 kase aşure elde ettim.

Kendim yaptım diye demiyorum ama pazar akşamı aşuremi yerken salgıladığım endorfin miktarı tavan yaptı :) Tazi de çok beğendi :) Zaman alan ve biraz zahmetli bir tatlı evet ama sonunda tattığınız lezzet ve bunu sevdiklerinizle, komşularla eşle dostla paylaşmak bütün o zahmete ve yorgunluğa değiyor...



Sevgiler,
Bettra...


İçi İçin:
500 - 600 gr aşurelik buğday

1,5 su bardağı nohut

1,5 su bardağı fasulye
250 gr kuru kayısı
250 gr kuru üzüm
150 gr kuru incir
7 su bardağı toz şeker
1 portakalın (orta büyüklükte) kabuğunun rendesi

Süslemek İçin:
Nar
Ceviz
Fındık
Kuş üzümü
Tarçın

YENİ YIL TEBRİKLERİ

Marketlere, mağazalara, alışveriş merkezlerine, parklara, evlere ışıl ışıl ve rengarenk süslerle gelmesini seviyorum ! "Aaaa bak yeni yıl gelmiş!" diye ağız dolusu gülümsemelerle en çocuksu yanıma kavuşuyorum bu süsleri görünce... Her yer çam ağaçları ve üzerilerindeki şeker gibi süslerle dolsun istiyorum. Baktığım her yerde yanıp sönen minik ışıklar göreyim istiyorum. Seviyorum işte yeni yıl arifelerini :)

Arkadaşlardan, eşten dosttan güzel dileklerle dolu tebrik kartları gelmeye başladı . Eh teknolijinin her sabah uyandığımızda uzun yollar kattettiği bir çağda yaşayınca artık kartlar da elektronik ortamda geliyor tabi :) Ve bir de insanın yaratıcı arkadaşları olunca kartlar kişiye özel olabiliyor. İşte "Trend Küpü"nün http://trendkupu.blogspot.com/ yaratıcı yazarlarından Ole'nin bu sabah gönderdiği harika yeni yıl kartı :) Ben çok beğendim!

Şimdiden, yüzünüzü hep içten, tatlı tebessümlerle dolduracak bir yeni yıl arifesi ve "güzel" kelimesinin hakkını veren bir yıl diliyorum. Biiii sürü dileğim var benim! Birara yazayım.

He bir de aşure yaptım :D Akşama paylaşırım diye umuyorum :)

Sevgiler,
Bettra