25 Eyl 2011

BAŞLANGIÇLAR...

Bir sonbahar yazısı olacaktı aslında... Uzun bir aradan sonra serin birkaç cümle geçmişti gönlümden. Artık fazla olmuş sıcak ve tozlu yazı geride bırakıp eylül ayıyla kucaklaşmanın verdiği mutluluktan falan söz edecektim işte.. Yazımı okuyan bir kaçınızla aynı duygularla kucaklaşacaktık. Birkaçınız yok ille de yaz diyecekti. Ve ben anne olmanın aynı anda hem muhteşem hem de çok yorucu olan yanlarıyla noktalayacaktım bu sayfadaki cümlelerimi. Ama olmadı. Az önce bir sosyal paylaşım ortamında gördüğüm fotoğraflarla gönlümden geçen o güzel serin, çim kokulu, mutluluk dolu cümlelerim bir çöl fırtınasında uçup gitti."Bu yaşımda" ile başlayan cümleler kurmak için bilmem yeter mi yaşım ama diyeceğim. Bu yaşımda şunu sindire sindire öğrenmiş oldum: Gazetelerde ve artık daha çokça internet ortamında gördüğümüz binlerce iş ilanında aranan özelliklerden biri olan "prenzatabl" çok şey demekmiş ! Yani prezentabl değilseniz hiçbir şey demekmişsiniz. Ha bu yetmez elbette ama bununla başlamanız şart! İçinizde ne olduğu çok önemli değil ambalajınız janjanlı olmak zorunda! (En azından gördüğüm fotoğraflardan benim anladığım bu: Ambalajın altından çıkacak malın niteliği belli bir standardın üzerindeyse çok da önemli değilmiş) Sonra kendi reklamınızı iyi yapmanız, yapamasanız da yapıyor, bilmeseniz de biliyor görünmeniz, olmadığınız biri/leri gibi görünmeniz, "iyi" yerlerde yemeniz, "iyi" yerlerden giyinmeniz, "kaliteli" insanlarla görünmeniz, hiyerarşi falan es geçip gözünüze kestirdiğiniz herkesle senli benli, canım cicim olmanız kırk yıllık ahbap muhabbeti çekmeniz falan gerekiyor. Sonrası kendiliğinden geliyor zaten. İnsanlar sizi samimi bulmasalar, arkanızdan atıp tutsalar da popülariteniz günbegün artıyor. Aynı işle, reklamı satın alması, sözleşmesi osu busu şusu her detayıyla senelerce uğraşmış adam dururken bir bakıyorsunuz işin balı sizin ağzınızda. Bu yazdıklarımı yapabiliyor eh tabi biraz da işinizden anlıyorsanız galiba önünüzde açılmayacak kapı kalmıyor. Gaza geldim işe dönüşüm çoook baş döndürücü olacak ! Başlangıçların şerefine kaldırıyorum kadehimi. Prenzantabl başlangıçların şerefine!
Bet

10 Mar 2011

DÜN

Sen KOCA dünyayı senden ibaret sanıyordun. Başlangıcı da bitişi de sendin benim çizgimin.
Ben ay olayım etrafında döneyim istiyordun da dünya olup beni etrafında tutamıyordun.
Sonra bir gün doğdu bir baktık: SanıyorDUN, istiyorDUN, tutamıyorDUN...
Ben sana, sen bana DÜN oluyorduk...
Ve ben hala bir gün çayını kaç şekerli içtiğini bilememekten korkuyorum.


Sevgiler,
Bettra

25 Şub 2011

İNDİRİMLİ HAYALLER...

Parayla olsaydı eğer göklerce maviye boyanmış sulara dalıp mutlu hayaller kurmak daha kıymetli olurdu eminim. Hayallere dalmanın, düşler kurmanın ve onlardan sadece size özel yepyeni bir dünya yaratmanın tadı eşsiz olurdu bunlar için bir değer ödemek zorunda olsaydık. İndirime girdiklerinde parasını ödemeden kuramayacağımız hayaller, hayalci dükkanların önünde de sabahın ilk saatleriyle uzun kuyruklar olurdu belki... Uzak uzak diyalarda tuhaflıklarla dolu sisli, gri bir ülkenin tuhaf sayılabilecek bir yaşayanı olduğunuzu hayal etmek için aylarca para biriktirmeniz gerekseydi bu hayale sarılıp uyuduğunuz gecelerin sayısı az olmazdı bence... Güçlü kollarını sarıp bedeninize nefesiyle hayat bulabileceğiniz ve sadece yanında kendini olabileceğiniz biraz doğaüstü biraz kibirli sıradışı bir adamı hayallerinizde şekillendirmek; her gün okulda uzaktan izlediğiniz ve henüz tek kelime bile edemediğiniz sevgiliyle denize nazır renkli düşler için para ödemek zorunda olmak ne acı verici olurdu...


Oysa hayal kurmak bedava! Evden işe işten eve, okula gidip gelirken çizdiğiniz doğrunun çeperlerine sıkışıp kalmaktan vazgeçin ! Daha değerli olsunlar istiyorsanız yarattığınız paralarla büyük tutarlar ödeyerek satın alın hayallerinizi. Olur olmaz her yerde buluşun sadece size ait ve düşledikçe sizi götürecekleri yerlere inanamayacağınız hayallerinizle. Ve sizi mutlu etmelerine, içinizi dışınıza çıkarıp sizden yeni bir siz yaratmalarına izin verin. Ben hayalci ejderhanın dükkanına gidiyorum şimdi. Hani şu mavi tahta kapılı, eski dükkan.. Konuşan fotoğraflar satan yeşil şapkalı kadının dükkanının karşısında olan hani... Uzun zamandır beklediğim bir hayalin devamı indirime girmiş. Bana biraz pahalıya mal olacak ama o ormanda neler olup bittiğini görmeye değer...



Sevgiler ;)
Bettra...

18 Şub 2011

KUZEY'DEN ESİNTİLER...

Soğuk olduğunu düşünürsünüz değil mi Kuzey rüzgarının.. Benimki sımsıcak :) Bütün meltemlerden daha deniz kokulu, daha huzurlu.
29 OCAK 2011
'Anne' oldum! Evimde artık kükrer gibi esneyen minik bir aslan var :)

Herhangi bir sıfatın içini doldurmak aynı anda hiç bu kadar kolay ve bir o kadar da zor olmamıştı. Kolay çünkü onu içimde hissettiğim ilk andan itibaren başladım anne olmaya. Anne gibi düşünüp hissetmeye. Zor çünkü onun için isteyeceğiniz iyiliklerin sonu yok. Onu, başına gelebilecek her türlü kötülükten korumak istemenin, problem senaryoları yazıp sonra çözüm yolları aramanın, ihtiyaçlarına doğru cevap verebilmenin, hayallerindeki "anne" olmayı istemenin de öyle...

Annelik benim için, bu ilk zamanlarda, daha çok korkulardan ibaret sanırım. Tüm hayatım boyunca hiç bu kadar çok korkacak şeyim olmamıştı... Ya hasta olursa, ya doymuyorsa, ya çok ağlar da susturamazsam, ya şu lanet gaz miniğimin yakasından düşmezse, ya düşerse, kaybolursa, bana bir şey olursa, babasına bir şey olursa, iyi bir eğitim alamazsa, kötü arkadaşları olursa... Ya.. ya... ya... Yazabileceğim ya'ların sayısını tahmin bile edemezsiniz. Tabi anne değilseniz :)

Bugün tam 27 günlük bir erkek bebeğim var. Onu içimde taşırken bunun ne muhteşem, ne anlatılamaz bir duygu olduğunu yazmaya çalışmıştım. O zaman anlatamaya kelimeleri yetiremediğim bir duyguyu, onu görüp kokladıktan, gözlerine bakıktan, sesini duyduktan, minik ellerini ayaklarını öptükten sonra anlatabilmeyi ummak onlarla anlatabilecekleriniz sonsuz bir gök gibi bile olsa, kelimelerin gücünü abartmak gibi...

Çok yorgunum. Uykusuz. Programsız. Yani Kuzey'li :) Her şey onun etrafında dönüyor. Onun keyfine, sağlığına, uykusuna, altına, karnına... göre. Başka hiçbir şey beni hem alışkanlıklarımdan bu kadar ayırıp hem de bu kadar mutlu edemezdi... Yüzüne baktığımda yorgunluk da sıkıntılar da silinip gidiyor...

İşte bu yüzden herkes için bir dileğim var :) İsteyen ve elbette hazır hisseden herkese bu mutheşem canlıdan en az bir tane diliyorum :)
Sevgiler...
Bettra