24 Tem 2012

BAYAN BLUE - 2

Sadece bir kisi! Kapıya bırakılan gazetenin ilan sayfasını kontrol ettikten sonra kapıyı kapatıp salona ilerledi. Ilan Yeni Gun'de ilk yayinlandigindan bu yana bir hafta olmustu ve sadece bir kisi aramisti. Bayan Blue. Telefondaki ses sicak ve neseliydi ama bekledigi kadar olgun olmadigini da anlamisti. Bu, eğer sansliysa, en fazla yirmilerinin sonunda bir kadindi. Yas iyidir insani olgunlastirir ve kapristen uzaklastirir. Hem ne kadar buyukse islerden o kadar daha iyi anlar diye dusunuyordu. Her neyse.. Aslinda daha bekleyebilirdi ama bu koca evde (şatoya, ev demek onu daha küçük ve sıcak bir yer olarak görmesini sağlıyordu) onca isle ugrasmaktan yorulmustu ve yalnizlik da canina tak etmisti. Ah hayır yanlis anlamayin Bettra yalniz olmayi cok sever. Ailesinden kalan mirası neredeyse son kuruşuna kadar harcayıp kasabaya uzak bu koca satoyu satın almasının, eski ve büyük yapilara duydugu ilginin disinda, en buyuk nedeni yalniz kalabilmekti. Ayrica yazmak icin buna kesinlikle ihtiyaci vardi. Daha fazla beklemek anlamsızdı. Bir kisi için komik derecede büyük salonun oldukça yüksek tavanından sarkan eski model avizesinin altından koşar adım geçerek çalışma odasına gitti ve masanın üzerinde duran cep telefonunu alarak Bayan Blue nun telefonunu tuşladı. İlk çalışta açıldı:

Merhaba. Ben Bettra Green bayan Blue hatırladınız mı?
Evet elbette. Telefonunuzu bekliyordum.
Güzel, öyleyse bugün yüzyüze görüşme imkanımız olabilir mi? Elbette sizin için de uygunsa..
Sessizlik..
Ah tabi saat kaçta orada olmamı istersiniz?
Saat bire ne dersiniz? Umarım çok erken olmaz ancak daha sonra yapacak işlerim var..
Bir uygun bayan Bettra.
Yolu tarif etmeme gerek var mı? Kasabadaki herkes Kara Şato'yu biliyor sanırım..
Hayır gerek yolu gayet iyi biliyorum.
Pekala görüşmek üzerek bayan Blue..

Biraz gergin miydi? Neden hem beklediğini söyleyip hem de duraksayarak konuşmuştu ki? "Ah umarım işi almaktan vazgeçmez. Elimdeki tek müracat onunki ve o da vazgeçerse sanırım tek kişilik orduyu oynamaya devam etmek zorunda kalacağım." Elbette başka bir sorunu da olabilir diye düşünerek olumsuz fikirleri aklından uzaklaştırdı. Hem bakalım bayan Blue beklentilerini karşılayabilecek miydi..? Tek başvuru onun ki diye gözü kapalı işe alacak değildi. Görüşmenin olumlu geçme olasılığını ve en azından bir süre bu evde birlikte yaşayacaklarını düşünerek hazırlık yapmaya karar verdi ve alt kattaki mutfağa indi. Kahve makinasından bir fincan kahve alıp limonlu keki için malzemeleri tezgahın üzerine çıkardı. Ipodunu kulağına takıp kendini Muse eşliğinde şeker ve yumurtanın birlikteliğine bıraktı.

Şatoda yenilettirdiği sadece iki yerden biri olan banyodan çıkarken saçları ıslaktı. Giyinme odasından rahat bir jean ve ve siyah bir tisört seçti. Evet bu bir iş görüşmesiydi fakat çok ciddi görünerek yanlış bir izlenim vermek istemiyordu. Ne de olsa çok ciddi biri değildi.. Saçlarına şekil vermek için tekrar banyoya döneceği sırada mutfağı saran harika kek kokusu burnuna ulaştı. Merdivenleri koşarak indi ve bu harika kokuyu havada süzülerek takip ettiğini hayal ederek yüzünde bir gülümsemeyle mutfağa ulaştı. Harika bir aşçı değildi belki ama severek yaptığı her yemek lezzetli olurdu. Limonlu kekini genellikle arkadaşları ve sevdiği bazı özel aile dostları için yapardı. Bayan Blue nun da zamanla sevdiği dostlarından biri olmasını umuyordu. Kapı zilinin sesini duyduğunda keki kalıbından çıkarıp servis tabağına henüz koymuştu. Zaman ne çabuk geçmişti böyle. Ah hazırlıksız yakalanmaktan ve hazırlığını tamamlayamamaktan nefret ederdi! Hala nemli olan saçlarına elleriyle şekil vermeye çalışarak uzun koridor boyunca hızlı adımlarla ilerledi. Kapıya ulaştığında hemen karşısındaki dev aynaya bakıp son olması gereken kontrölünü yaptı ve çok da kötü görünmediğini düşünerek kapıyı açtı..

2 yorum:

  1. Çok keyifli yazılar, tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
  2. Cok tesekkur ederim :)

    Sevgiler,
    Bettra

    YanıtlaSil