30 Tem 2012

HARMONY BLUE - 3

Hiç kimse.. Hiç kimse mi? Zilin çalındığına yemin edebilirdi. Taşınır taşınmaz eksikliğini anlayarak kasabadaki tek elektirikçiyi çağırıp ancak on gün içinde taktırabildiği zil kesinlikle çalmıştı. Ekşi sözlüğü açıp "sessizlik" kelimesinin karşılığına "Kara Şato" yazmayı düşündüğü bugünlerde gaipten sesler duymaya başlamamışsa tabi.. Ama görünürde kimse yoktu işte. Bahçeyi kolaçan etmek için kapının önüne çıktığında ayaklarının altında hışırdayan bir şey fark etti ve irkilerek geri çekildi. Bir buket pembe gül..
"Güller mi? Bana mı? Bir yanlışlık olmalı.."
Bettra kasabaya ve bu sessiz şatoya taşınalı sadece bir ay olmuştu. Doğru dürüst kimseyi tanımadığı bir yerde ona kim çiçek göndermek isterdi ki? Kasabada tanıdığı birkaç erkek esnaf vardı sadece o kadar. Bir elektirikçi, bir fırıncı ve bir market sahibi. Ve bir de gazete dağıtan çocuk vardı. Bunlardan hiçbirinin kendisine çiçek göndermeyi isteyebileceğini sanmıyordu. Sempatik olabilirdi ama birinin bunu anlayabilmesi için kesinlike zamana ihtiyacı olurdu. Etrafa birkez daha göz atıp kimseyi göremeyince içeri girip mutfağa geri döndü. Göndereni tahmin etmek yerine anlayabileceğini umarak buketin içinde bir zarf aradı ama yoktu. Bu harika bir buketti. Kim gönderdiyse paraya kıymıştı. Hayatı boyunca sadece bir kere çiçek almıştı o da sevgili babasındandı. Kaç yaşına girmişti hatırlamıyordu ama bir doğum gününde en sevdiği beyaz güllerden koca bir buket getirmişti babası. Annesi kıskanmıştı şakayla karışık. Şimdi hayatında ikinci kez çiçek alıyordu ama kimin gönderdiği hakkında en ufak bir fikri yoktu. Hala yanlışlıkla ona gönderildiği fikri daha mantıklı geliyordu. İyi ama bana değilse kime? Civarda başka ev ya da şato (!) yok ki... Ayrıca taze çiçekleri çok severdi ve her hafta bir buket çiçek almak için bir çiçekçiyle anlaşmak üzere kasabaya indiğinde kasabada hiç çiçekçi olmadığını öğrenmişti. Bunları düşünürken bir yandan da buketi ailesinden kalan eski kesme vazoya yerleştirmeye çalışıyordu. Ve kapı bir kez daha çalındı. Bu kez kalbi hızla atmaya başladı. Çiçek almak mutlu etmek yerine bu tuhaf haliyle onu germişti. İnanın bir yerin yabancısıysanız ve dahası korku filmlerinde bela arayan tipler gibi koca bir şatoda tek başınıza yaşamaya kalkarsanız gerilecek çok şeyiniz olabiliyor. Kapı ikinci kez çalındığında ellerini güllerden hızlıca çekti ve dikenlerden biri sağ işaret parmağına batıp kanattı. "Hay aksi! Uff" diyerek kanayan parmağını ağzına götürüp sızlandı. Kapıdaki kimse biran evvel görmeyi isteyerek kapıya yöneldi. Girişe ulaştığında derin bir soluk aldı ve kapıyı açtı..

Merhaba Bettra.
Mer ha ba..?
Ben Harmony Blue..
Bayan Blue siz misiniz?
Evet. Saat birde görüşmek üzere sözleşmiştik..

Bettra gözlerine inanamaz bir şekilde kıza bakıyordu. Genç bir kıza. Güzel bir kıza. Oldukça güzel hatta her erkeğin başını döndürebilecek kadar çekici bir kıza. Uzun sarı saçları vardı, ela gözleri vardı. Uzun boyluydu ve incecikti. Bettra o kısacık anda "Evli olsaydım hiç şansın olmazdı Bayan Blue" diye düşündü hınzırca.. Sonra kendine gelip kıza daha önce hiç güzel ve alımlı ve çekici ve bu kadar baş döndürücü bir kıza rastlamamış gibi (Rastlamamıştı! Bu hayatında gördüğü en güzel hemcinsiydi heralde) bakmayı kesti ve konuşmaya karar verdi:

Ah evet lütfen içeri gir, diyerek onu içeri aldı.

Koridorun sağ tarafını göstererek bu taraftan lütfen, dedi. Ve şatonun küçük ama Bettra için çok büyük salona doğru ilerlemeye başladılar. Şatonun sağ kanadındaki her şey nedense daha sıcaktı. Daha yaşanabilir...

Çok hoş kokuyorsunuz, dedi Harmony. Bettra biran kendini koklayıp parfüm sıkmaya vakti olmadığını hatırladı. "Hımm yeni duş aldım muhtemelen şampuanımın kokusu" dedi gülümseyerek.

Harmony cam kenarındaki uzun nefti yeşili koltuğa oturmuştu. Biran sessizlik olduğunda kendini beyaz koltuğunda yine kıza hayran hayran bakarken bulan Bettra bazı hemcinslerinin nasıl olup da böyle dergiden fırlamış gibi görünebildiklerine hayret ediyordu. Sessizlik rahatsız edici bir boyuta ulaşmadan konuya girdi:

Açıkça konuşmam gerekirse Harmony ben daha olgun birini bekliyordum. Sen oldukça genç görünüyorsun. Sakıncası yoksa yalını sorabilir miyim?

27 yaşımdayım.

Çok daha genç görünüyorsun.. Aslında bu yine de küçük bir yaş. Yani burada yapılması gereken işler düşünülürse..

Yapılması gereken her şeyi yapmaya hazırım. Benden memnun kalacaksınız

Kız bunları sanki sıkıntıyla söylemişti. Sanki ezberlemiş de zorla söylemiş gibi. Yüzündeki o ışıltılı gülümsemenin altında rahatsız bir hali vardı ama Bettra emin olamıyordu.

Harmony sadece bir aydır burada yaşıyorum ve hem henüz kimseyi tanımadığım için hem de şatonun büyüklüğünden dolayı çok eğlendiğimi söyleyemem. Çok sessiz bir ortam var. Amacım kiralamaktı ama sonra şatoyu o kadar beğendim ki şimdi aptalca olduğunu düşündüğüm bir hareketle satın aldım. Buraya yalnız kalıp yazılarımı daha verimli bir şekilde yazmak için gelmiştim. Fakat henüz amacıma ulaşamadım. Sessizliğin de bir sınırı olmalıymış. Ayrıca yapılacak çok şey var. Temizlik yemek çamaşır bulaşık.. Malesef çamaşır ve bulaşık makineleri çalışmamak konusunda çok ısrarcılar. İki kere tamirci çağırdım ama birkaç seferden sonra yine bozuldular. Bütün bu işlerle uğraşınca yazmak için zamanım ve halim kalmıyor. Çoğu akşam bir kitabın ya da filmin başında uyuya kalıyorum.

Kızın yüzünde iyice açığa çıkan sıkılmış ifadeyi fark edince daha kısa kesmeye karar verdi.

Görüyorsun ya yalnızlıktan çenem iyice düştü. Birini görünce her detayı anlatmaktan kendimi alamıyorum. Özetle Harmony sen genç yaşınla belki iyi bir ev arkadaşı olabilirsin ama buradaki işlerin üstesinden gelebileceğine inanmıyorum.
Bettra bunları olabildiğince kibar bir şekilde söylemişti.

Harmony ayağa kalkıp "Pekala siz bilirsiniz" diyecek olmuştu ki birden sanki dengesini kaybetmiş gibi koltuğa yeniden oturdu. Gözleri yanıltmıyorsa koltuğa düştü demek daha doğru olurdu. Bettra kızın bu sakar ve şaşkın hali karşısında gülümsemekten kendini alamadı.

Harmony boğazını temizleyip:
Saydığınız tüm işleri yapabilirim. İyi yemek yaparım ve dahası elektronik aletlerle aram iyidir. Yani belki de tamirci iyi bir iş çıkaramamıştır. Bir de ben bakayım, dediğinde Bettra duyduklarına inanamaz gibi "Tamir işlerinden anlar mısın? " diye sordu.

Kız bir kez daha derin bir nefes alıp ağzında geveleyerek "Evet anlarım" dedi. Öyle bir hali vardıki kızın işi gerçekten isteyip istemediğinden emin olamıyordu. Sanki bir yanı kıza saçmalamayı kes ve kalk git diyordu. Ama diğer yanı bu işe ihtiyacın var der gibiydi..

Pekala Harmony. Benim de pek fazla seçim şansım olmadığına göre eğer gerçekten istiyorsan en azından bir süre birbirimizi deneyebiliriz. Böylece birbirimize ve elbette senin işe uygun olup olmadığını anlarız. Benim burada yatılı olarak çalışacak birine ihtiyacım var. Bu ailen ya da kiminle yaşıyorsan onlar için sorun olmaz mı?

Ailem burada yaşamıyor, dedi Harmony kısaca. Ve tek yaşıyorum. Yani bir sorun yok.

Peki sen burada ne yapıyorsun? dedi Bettra.

Biraz değişiklik iyi olur diye buraya geldim. Bilirsin kötü giden ilişkiler falan. Bir işim yok. Yani hep bir yerlerde çalıştım ama hiçbirinde aradığımı bulamadım.

Anlatmaktan hoşlanan birine benzemiyordu Harmony. Çok fazla kurcalamamaya karar verdi ama yine de güvenilir biri olduğuna emin olmak istiyordu.

Ne zaman başlayabilirsin?

Hemen.

Buarada kasabada seninle ilgili bilgi alabileceğim birileri var mı? Çalıştığın bir yerler ?

Hayır ben de kasabada yeniyim. Ama isterseniz ailemin ve arkadaşlarımın telefonlarını verebilirim. Eminim beni anlatmak için can atıyorlardır.

Harmony bu son cümleyi fark edilir bir şekilde yüksek sesle söylemişti.

Bettra anlamaya çalışır bir şekilde yüzüne baktıntan sonra:

Pekala numaralarını yazıp çalışma masama bırakabilirsen iyi olur. Sana odaların yerini birazdan gösteririm. Peki eşyalarını getirmek istemez misin? Burada senin için düşündüğüm bir oda var. İçinde ihtiyaç duyabileceğin şeylerin olduğunu umuyorum. Başka ihtiyaçların olursa da sonra ayarlamalar yaparız..

Eşyalarımı akşam alabilirim sizin için de uygunsa. Şimdi şu çamaşır makinasını görebilir miyim?

Bettra şaşırmıştı. Deniyordu ama kızı bir türlü banyoda leğenin başında çamaşır yıkarken hayal edemiyordu. Kendini gülümsememek için dudaklarını ısırırken buldu. Kızın makineyi tamir edeceğine inancı sıfırdı. Ayağa kalktı ve kıza doğru birkaç adım atıp elini uzattı.

Öyleyse Kara Şato'ya benim değimimle evime hoşgeldin Harmony. Umarım uyumlu bir ekip oluruz. Ve bana ismimle hitap et lütfen. Aramızda o kadar yaş farkı yok.




6 yorum:

  1. cok guzel gidiyor yahu....devam devam...:-)

    YanıtlaSil
  2. Basakcim guzel motive ediyorsun devam devam hehehe:)

    YanıtlaSil
  3. Vallahi, cok uzun zamandir boyle sarmadi beni hicbir yazi, buldum ya? birakmam!!!! Devammm

    YanıtlaSil
  4. Cok tesekkur ederimmmm :))

    YanıtlaSil
  5. Wayyyyy akıcı bir öykü bakalım neler olacak:)

    YanıtlaSil
  6. Bakalım hep beraber göreceğiz ben de heyecanlıyım :)

    YanıtlaSil