3 Ağu 2012

BİRİNCİ GÜN - 4

Yapmıştı! Harmony kısa bir sürede hem çamaşır makinesini hem de bulaşık makinesini tamir etmeyi başarmıştı! Bettra'nın her iki makinenin de birkaç gün içinde yeniden bozulacağına inancı tamdı ama onları çalışır duruma getirebilmesi bile büyük işti! Bu kız göründüğünden daha fazla diye düşündü...
Bulaşık makinesini de tamir ettikten sonra alt katın merdivenlerinin başından "Bakar mısın?" diye seslenmişti Bettra'ya..
Bulaşık makinesini de tamir ettiğini söylüyordu. Akşam yemeği için hazırlık yapmaya başlayacağını, yemek yaparken rahatsız edilmekten hoşlanmadığını ve mutfakta bir işi varsa şimdi halletmesinin iyi olacağını. Bettra önce kaşlarını kaldırırarak şaşırmış bir yüz ifadesiyle Harmony' ye baktı. Eve geleli ve işe alınalı sadece birkaç saat olmuştu ve öyle her istediği zaman mutfağa giremeyeceğini söylüyordu! İşte acemi patron olmanın zararları bir: Kuralları çalışan koyar! Öte yandan evet kız biraz tuhaftı belki ama iş görecek gibiydi. Onlarca başvurunun arasından yanlış bir tercih yapıp Harmony'yi seçmiş de değildi. Bu yüzden bu garip isteğini hoşgörüyle karşılayıp biraz su ve meyve aldı.

İşin ne kadar sürer? Yani ne zamana kadar buraya gelmemeliyim diye sordu sesinde biraz gülümsemeyle.

İşim bittiğinde haber veririm.

Sana eşyaların yerlerini göstereyim.

Gerek yok. Kendim bulmayı tercih ederim böylece daha akılda kalıcı olur, diye karşılık verdi Harmony.

Hımmm pekala öyleyse ikimize de kolay gelsin. Ben de yukarıda biraz araştırma yapıyor olacağım. Yine de ihtiyacın olursa çalışma odasının yerini biliyorsun. Banyoya giden koridorun başındaki sağdaki oda. Ahhh her neyse en kötü ihtimalle seslenirsin. Sana evi tam olarak gezdirmeden özellikle sol kanatta gezinme lütfen. Kaybolmanı istemem. Bu arada sebzeyi ve eti aynı tabakta görmekten hiç hoşlanmam ve akşam yemeğimi saat altıyla yedi arasında bir zamanda yerim, bilgin olsun.

Anlaştık.

Bettra çalışma odasına dönüp hikayesi için vampirlerle ilgili yaptığı aratırmaya devam etmeye başladı. Karakterlerini üç aşağı beş yukarı yaratmıştı. Mekan belliydi: Altus kasabası ve Kara Şato! (Şatoyu mekan olarak seçmesi çok zamanını almamıştı. Bu kocaman ve sessiz haliyle elbette gayet uygundu. Ve içinde yaşadığı için işini çok kolaylaştıracaktı) Olay örgüsü kafasında bölük börçük şekillenmekle birlikte, ki bu pek işine yaramıyordu, her şey aslında yazmaya başladığı anda gerçek yerini buluyordu. Evet hala araştırma safhasındaydı. Ve internet bir yığın zırvayla doluyken bu konuda araştırma yapmak çok zordu. Birkaç site ve e kitap inceleyip notlar aldıktan sonra başını koltuğa yaslayıp boynunu sağa sola esneterek rahatlamaya çalıştı.

Gözlerini açıp Harmony'yi karşısında gördüğünde nerdeyse koltuktan düşüyordu.

Tanrım beni korkuttun!

Seslendim ama duymadın. Ben de yaşıyor musun emin olmak için iyice yaklaştım. Korkuttuysam özür dilerim.

Elbette yaşıyorum Harmony! Sadece biraz içim geçmiş. Geceleri çok rahat uyuyamıyorum da.

Masanın sağ tarafında duran su dolu bardağa uzanarak bir dikişte içti ve gözlerini üzerinden ayırmayan Harmony'ye baktı.

Bir şey mi oldu?

Evet saat altı buçuk ve yemek hazır.

Altı buçuk mu? Ne kadar uyudum ben böyle diyerek dönüp inanmaz gözlerle arkasında duran saate baktı. Saat gerçekten altı buçuk olmuştu.

Pekala salondaki yemek masasına iki servis açabilir misin? Henüz bazı eksikler var. Daha küçük bir masa gibi. İlk fırsatta alıp mutfağa koyarım ve böylece yemeklerimizi daha normal bir masada yeriz.

Ben biraz acıkmıştım ve lezzetni de kontrol etmek için yemeğimi yedim üzgünüm.

Ah öyle mi? Yine de benimle masada oturup bir şeyler içmeye ne dersin? Hem birbirimizi daha iyi tanımak için sohpet ederiz.

Aslıda kasabaya dönüp eşyalarımı almayı düşünüyordum ama sanırım öncesinde biraz vaktim var.

Kızın bu her şeye bir cevabı ya da engeli olan tavrı can sıkıcıydı. Ama benimle yemek yemek zorunda da değil, diye düşündü dudaklarını büzüştürerek. Zaten eminim bir süre sonra o da sıkıntıdan patlamaya başladığında etrafımda dönmeye başlayacaktır.

Peki beş dakikaya masada olurum Harmony.

Salona girdiğinde masanın ortasında büyük beşli bir şamdan duruyordu. Biran mumların ışığına dalıp böyle bir şamdanı olup olmadığını düşündü.

Şuradaki dolabın içinde buldum, dedi Harmony, Bettra'nın arkasından salona girerek.

Bir kez daha! Bir kez daha yüreği ağzına gelmişti. Evde yaşayan bir başkasının daha olduğuna alışması anlaşılan zaman alacaktı.

Öyle mi? Çok güzel ama hiç gerek yoktu. Ve 18 kişilik masanın bir başında sen bir başında ben oturursak sohpet etmemiz biraz güç olabilir Harmony diyerek servislerden birini diğerinin yanına taşımak üzere masaya yürüdü. Böylece kişiliği hakkında bilgi vermek ve kontrolü elinde tutmak istiyordu.

İşte böyle çok daha normal ve sıcak oldu dedi gülümseyerek. Evet ne yiyoruz bakalım? Daha doğrusu ne yiyorum?

Dolapta sadece biraz semiz otu vardı. Ben de sadece semiz otu pişirebildim. Ve yanında salata ve yoğurt var.

Koca bir gülümseme gelip yerleşti Bettra'nın yüzüne. Semiz otu en sevdiği yemeklerden biriydi ve annesi de yaz boyunca sık sık ona bu yemeği pişirirdi.

İşte bu güzel haber semiz otuna bayılırım, dedi. Yarın markete gidip dolabı doldururum ve böylece sağlıklı beslen mutlu yaşa çemberine daha sağlam bir adım atmış olurum. Mutfak neredeyse bomboşken senden yemek pişirmeni bekledim. Lütfen kusura bakma. Düşünemedin. Yarın sabah 11 gibi kasabaya inerim. Ben çıkmadan önce mutfakta ihtiyacın olan şeylerin bir listesini yapar mısın? Ve lütfen sevdiğin şeyleri de eklemeyi unutma. Burada birlite yaşayacağız Harmony. Ve senin de rahat ve mutlu olman benim için önemli.

Harmony'nin yüzünde ilk defa gerçek bir gülümsemeyle baktı Bettra'ya.

Teşekkürler. Pek iştahlı biri değilim ama gerekli olan şeyleri yazarım. Sen yine de kendin bir liste oluştursan daha sağlıklı olur.

Bettra peki dercesine başını salladı.

Yemeğini bitirene kadar ölen anne ve babasından, İstanbul'daki hayatından, neden buraya geldiğinden, okul arkadaşlar yazma tutkusu ve neredeyse hemen her şeyden söz etmişti Harmony'ye. Ama Harmony kendisiyle ilgili bu kadar açık davranmamıştı. Ağzıında çıkan tektük bir kaç cümleden anladığı kadarıyla sıkıntılı bir aile yaşantısı vardı ve otoriter babasıyla anlaşamadığı için evden ayrılmıştı. En yakın arkadaşı abisiydi ama onu da pek sık görmüyordu. Galiba o da evden ayrılmıştı. Buraya geleli sadece iki hafta olmuştu. Kasabadaki tek pansiyona yerleşmiş ve parası tükenmek üzere olduğu için iş aramak zorunda kalmıştı. Ve işte buradaydı.

Bettra kızın bir şeyler sakladığını hissedebiliyordu ama meraklı davranıp saygısızlık etmekten çekinerek çok soru sormaktan kaçındı. Nasıl olsa zamanla birbirlerini daha iyi tanırlardı. Sadece içten içe hala kızın güvenilir biri olmasını diliyordu. Burada daha önce çalıştığı bir yer yoktu. Aile ve arkadaşlarının telefonlarını verebileceğini söylemiş Bettra da kabul etmişti ama çalışma masasına henüz bir kağıt bırakmamıştı. Biran aklından "Ya kız bir manyak bir sapıksa?" diye düşündü. Tanıdığı kimsenin olmadığı kasabanın dışında ıssız bir yerde tanımadığı bir kadınla aynı evi paylaşacaktı ve hiçbir güvenlik doğrulaması yapamamıştı. Yine de bir şekilde kızdan ona bir zarar gelmeyeceğini hissediyordu. Umarım doğru hissediyorumdur, diye düşünerek sandalyesini geri çekip ayağa kalktı.

Çok iyi bir başlangıç yaptın Harmony. Çalışan makineler ve harika bir yemek. Eline sağlık. Bundan sonra birlikte yemeyi tercih ederim senin için de sakıncası yoksa dedi gülerek.

Sanırım bir film izleyip sonra yatacağım. Kaç gibi dönersin? Seni bekleyeyim mi yoksa yedek anahtarlardan birini mi vereyim?

Anahtarı tercih ederim sakıncası yoksa. Bana güvenebilirsin. Biliyorum beni çok tanımıyorsun ve açıkçası bu yaptığın biraz çılgınca ama kötü biri olmadığıma inanabilirsin.

Bettra aklından geçenlerin yüzünden okunup okunmadığını düşünürken gülümsüyordu.

Pekala sen burayı toplarken ben de yukarıdan yedek anahtarlardan birini getireyim Harmony. Anahtar sen de kalabilir.

Harmony gittikten sonra film arşivinden bilmem kaçıncı kez Jim Carry'nin 'Aman Tanrım'ı alıp
dvd oynatıcıya taktı. Carry yi seviyordu ve şu sıralar gülüp rahatlamaya daha çok ihtiyaç duyuyordu. Film izlemek söz konusu olduğıunda tercihi genellikle gerilim ya da fantastik olurdu ama tek başına bu koca yerde yaşamanın getirdiği gergin psikolojiyle tercihleri değişiyor gibiydi.

Yastığını çevirip soğuk yüzüne huzurla başını koyduğunda filmin ne zaman bittiğini ve ne zaman yatağına geldiğini hatırlamadığını fark etti. Harmony dönmüş müdü? Dönüp baş ucundaki radyolu saatine baktı. Saat sabahın üçü olmuştu ve tuhaf bir şekilde eve taşındığından beri hep aynı saat diliminde uyanıyordu. Üç, üç onbeş, üçyirmi, üç otuzbeş falan... Ve hep aynı ürpertiyi hissediyordu. Kötü bir şey olacak ya da oluyormuş gibi. Sanırım tek başına yaşamak sinirlerimi yice gerdi diyerek suyundan bir yudum aldı ve yastığına geri döndü.










14 yorum:

  1. Bu yorgunlukla beni buraya bagladin ya, helal olsun!

    YanıtlaSil
  2. Basak'cim Seni cok ozel moral kaynagim ilan ediyorum :) Bu gidisle sadece sen oku diye yazmaya baslicam hehe :)

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Bugün şanslıyım. Bu güzel blog karşıma çıktığı için. Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  4. Cok tesekkur ederim . Her zaman beklerim ..
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  5. Bugun festival bitti, mide fesadi Basak uc gun disaridan yedi diye ihtilal cikti, ayakta duracak hali olmamasina ragmen full menu hazirladi...sahalara geri donmeden hemen yorum yazayim dedim, bi aklim basima gelsin Banu'yu da saricam basina!

    Banu'mu kim? Mektuba yazdim okumadin mi? Puhahahahaha

    (e ben burada catliyorum hikaye icin bu kadar intikam sevimli olur dedim keh keh keh)

    YanıtlaSil
  6. Başağım, canım :)
    Hadi çok geçmiş olsun. Her şey yolunda gitmiştir umarım..
    Şimdi mektup elime geçmeden beni devamlı bir merak içinde bırakmanın hiç hoş olmadığını söylemek zorundayım. Sevimli intikam falan diyerek yumuşatma durumu :D
    Banu kim ? Ev arkadaşı falan mı? Yaz çabuk :D
    Sar sar o da gelsin şatoya :)
    Selamlar...

    YanıtlaSil
  7. Hahahahaha! Allahim iki gundur yuzumde guller aciyor sayenizde, siz cok yasayin emi!

    Tamam yahu, yaramazlik yok baska! Zarf hazir sabah ilk is postahanedeyim :-)

    YanıtlaSil
  8. Kendo ozel cabalarim, alin terim emegimle ogrendim Banu kimmis :)

    YanıtlaSil
  9. Begenmene sevindim Kuulumsu :))

    YanıtlaSil
  10. devamini eeeeennnnnnnnn kisa zamanda bekliyoruzz
    hep en merak uyandirici yerinde kesip duruyorsun :)
    hehe
    muah

    YanıtlaSil
  11. Ennn kısa zamanda devamını yayınlamaya çalışacağım Z :)
    Mua :)

    YanıtlaSil
  12. Yeni geldim ve hemen okumaya koyuldum şimdi diğer kısma geçicem cidden çok heyecanlı ve sevimli içimizden biri ama fantastik öğeler ile heyecan artıyor devam devam devam:=)

    YanıtlaSil
  13. Oy oy oy ne guzel biii suru yorum birakmissin :) Fantastik ogeler olmadan Bir oyku Ben tarafindan yazilamaz :))

    YanıtlaSil