25 Eyl 2012

"VAMPİRLER" - 11

Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu.  Bu, hiç bitmeyecek gibi gelen bir rüya mıydı bilmiyordu. Söyleyecek bir şey de bulamıyordu. Kulaklarında uğuldamaya devam eden ses sağlıklı düşünmesine engel oluyordu: "Yanılmıyorsun"  Alexander ya vampir olduğunu sanan bir kaçıktı ya da ... tabi ya! Bu, muhtemelen evi elinden almak için yaptıkları bir oyundu. İyi deneme seni ahmak diye düşündü bakışlarının takılı kaldığı siyah deri ayakkabılarından gözlerini hızla ayırırken. Oturduğu koltukta doğrulup kendinden olabildiğince emin bir şekilde, sessizce onu izlemekte olan Alexander'ın gözleriyle buluştu. Çok sinirliydi.

- Evi almak için uydurabildiğiniz yalan bu mu? Vampir olduğunuzu söyleyeceksiniz ben de korkup arkama bile bakmadan buradan kaçacak mıyım? Planınız bu mu Alexander? Evet biran aklım karıştı ve söyleyediğin şeyin gerçek olabileceğini düşündüm ama üzgünüm sadece biran sürdü. Buraya gelirken bana gerçekten ilgimi çekecek bir şeyler anlatabileceğini düşünmüştüm. Görüyorum ki küçük bir çocuğu kandıracak kadar iyi bir hikaye bile yazamamışsın. Buna kim inanır söyler misin? Aptala mı benziyorum?

Bettra sesini yükseltmiş, adama neredeyse avazı çıktığı kadar bağırmış, son günlerin stresini ve anlayamadığı onca şeyin üzerinde yarattığı gerginliği bu şekilde üzerinden atmaya çalışmıştı. Hem karşısında oturan adamın vampir olmadığına inanmak, olduğuna inanmaktan çok daha kolaydı.

- NEYE inanır Bettra? Alexander, kızın yükselen sesinden pek etkilenmişe benzemiyordu. Arkasına yaslanmış halde oturduğu koltukta keyfi gayet yerinde gibiydi. Gözlerini dikmiş Bettra'ya bakıyordu ve bir yandan da çenesinin altında birleştirdiği parmaklarıyla oynuyordu.

- Az önce bana vampir olduğunuzu ima ettin. Buna inanmamı bekliyorsan gerçekten kafayı yemişsin demektir. Acayip özelliklerinizin nereden kaynaklandığını bilmiyorum ama vampir diye bir şeyin olmadığını biliyorum. Sadece kurgulanmış hikayelerden ve senaryolardan ibaret bir canlı..

Bettra daha fazla dayanamayıp oturduğu koltuktan hızla kalktı. Tek yapmak istediği evinde sakince yaşamaya devam etmek ve yazmaktı. Bir de şu içinde bulunduğum duruma bak diye içinden bildiği tüm küfürleri sıralıyordu. Öfkeliydi. Kafası karışmıştı. Korkuyor ve kelimenin tam anlamıyla ne yapacağını bilmiyordu. Sadece uzaklaşmak istedi. Fakat henüz bir adım bile atamadan Alexander da kalkıp omuzlarından tutarak koltuğa geri oturmasını sağladı. Bettra şaşırmış ve korkusu daha da artmıştı. Bu kadar yakınındayken olduğundan çok daha büyük görünüyordu. Kasları gömleğinin altından bile belli oluyordu. Ve vampir olmaması tehlikeli olmadığı anlamına gelmiyordu.

Alexander kendi koltuğunu ayağıyla geri itip birkaç adım uzaklaştı. Aralarındaki mesafe kısaldıkça kızın hızlanan kalp atışlarını, gerginliğini ve artan vücut ısısını fark ediyordu. Ama Bettra henüz bunun asıl nedenini ve aralarındaki çekimi anlayabilmiş değildi.

- Senin konuşman bitmiş olabilir ama ben henüz bitirmedim dedi, davranışına kızdığını gösteren bir ses tonuyla. Aceleci davranıyorsun Bettra ve mantıklı düşünemiyorsun. Önce anlatacaklarımı bitirmeme izin ver. Sonra özgürce karar vermekte serbest olacaksın.

Bettra sinirle yerinde kıpırdandı. Hayatına dün zorla girmiş birinin onu eleştirmesi, davranışlarını yönlendirmeye kalkması dahası bir çocukmuş gibi onu itip kakmassı elbette sinir bozucuydu ve kabul edilir bir durum değildi. Bugüne kadar kimse ona böyle davranmamıştı. Bu adam kendini ne sanıyor gerçekten diye düşündü sıktığı yumruğunu koltuğun koluna vururken.

Alexander göz ucuyla Bettra'nın koltuğun kolunu yumruklayışını izledi. Kızın, bu yüzyılda yaşayan tüm   dişiler gibi ciddi bir eğitime gereksinimi vardı. Hepsi saygıdan yoksun ve iyi bir terbiyeye ihtiyaçları var diye düşündü.

- Şiddet yanlısı hareketler ve az önce saydığın o sokak serserisi küfürleri senin gibi genç bir bayana hiç yakışmıyor Bettra.

Bettra dayanamayıp  hızlıca ve bu kez daha büyük bir öfkeyle koltuğundan kalktı. Bağırıyordu:

-Siz bana ne yapıp yapmayacağımı söyleyemezsiniz bayım! Davranışlarımdan hoşlanmıyorsanız bu sizin sorununuz. Şatoyu zorla elimden almaya kalkan iki kaçıkla burada tıkılı kalmışken küfür etmek bence yaptığım en masum şey! Evimden sonsuza dek defolursanız sorun çözülür ve ikimiz de birbirimizden kurtulmuş oluruz, diyebildi sinirden kızarmış yüzüyle.

Kısa biran sessizlik oldu. Alexander durduğu yerden hiç kıpırdamadı. Ve Bettra üzerinde bir baskıyla kendisini koltuğa otururken buldu. Bu kez, gerçekten çok korkmuştu. Titremenin geri geldiğini fark etti. Kısık bir sesle 'neler oluyor', diye sorabildi ama başındaki uğultu öyle artmıştı ki cevabı duyabileceğiniden emin değildi. Alexander derin bir nefes aldı. Oldu beri bayanlarla arası iyi olmamıştı. Çok heyecanlıydılar. Çok sabırsız. Mantıksız. Telaşlı. Duygusal. Yani insanı zıvanadan çıkaracak bütün özelliklere aynı anda sahiptiler. Gözlerini kapatıp havadaki negatif elektiriği ve gerginliği olabildiğince azalttı. Tamamen yok olmasını istemiyordu. Doğruları öğrenmeye ve sindirmeye ihtiyacı vardı. Ve ancak ondan sonra gerçekten kim olduğu konusuna gelebilirdi. Hepsinden önce burada patronun kim olduğunu iyice anlaması gerekiyordu. Bettra'ya baktı. Çok inatçıydı ve dik kafalı. İçindeki ses işinin uzun süreceğini söylüyordu ama daha fazla bu çocukça pervasız hareketlerle de uğraşmak istemiyordu. Sabrını korumaya ve yavaştan almaya karar verdi.

- Az önce de söylediğim gibi konuşmamı bitirmedim Bettra. Ve ben bitirmeden koltuğundan kalkmanı istemiyorum. Pekala vampir değilsek sence ne olabiliriz? Ve nasıl oluyor da vampir olmadığımızdan bu kadar emin olabiliyorsun?

Alexander'ın  rahatlatıcı hareketi etkisini göstermişti. Uğultu yok olmuştu. Düşünebiliyordu. Hala gergin ve sinirliydi ama kontrolü yerindeydi.

- Ne olduğunuz hakkında bir fikrim yok. Aslında bir fikrim olması gerektiğini de sanmıyorum.

- Şu kızgın konuşmayı keser misin? Seninle düzgün bir konuşma yapmaya çalışıyorum Bettra. İçinde ne olduğumuz gerçeğini kabul ettiğini görüyorum sadece bunu dile getiremiyorsun. İnkar etmenin  hiçbirimize bir faydası yok. Türümüzden nefret etmediğini de biliyorum. Her zaman var olmamızı istemiyor muydun? İşte burada karşındayım.

- Türünüzden nefret etmek mi? Gerçekte var  olduklarını bilmediğin, sadece hikayelere konu olduğunu sandığın efsanevi bir türden nasıl nefret edebilirsin? Daha önce hiç bir vampirle tanışmadım tamam mı? Ben sadece hikayelerde okuduğum varlığı seviyorum. Beğendiğim hikayelerdeki varlığı elbette. Okuduklarımın ne kadarı sizin gerçekte nasıl olduğunuzla örtüşüyor bilmiyorum.

Gülümsedi. Bu, elbette gözlerine kadar ulaşan gerçek bir gülümseme değildi.

- Yine de haklısın bu biraz ironik bir durum. Her zaman dünyanın bir yerinde ya da pek çok yerinde hatta aramızda vampirlerin yaşadığını hayal ettim Şimdi karşımda vampir olduğunu iddda eden biri var ve ben olamaz diyorum. Gözlerimle görüp yaşadığım insanüstü özelliklerinizi de dikkate alarak buna hemen inanmam, boynuna atlayıp gerçek olduğunu biliyordum diye sevinç çığlıkları falan atmam gerekirdi değil mi? Gerçi kanla aranızdaki su geçirmez ilişkiyi düşünürsek boynuna atlamak iyi bir fikir olmayabilir.

Alexander gülümsedi.  Komik bir kızdı. Bu durumda bile espiri yapabiliyor olması onu gerçekten komik biri yapıyordu. Biraz toparlamış gibi görünüyordu ve bu durum Alexander'ı mutlu etmişti. Akıl sağlığını kaybetmiş bir eş, ona sonsuz karanlığında eşlik edemezdi. Bettra devam etti:

- Pekala diyelim ki, şuan gerçekten aklımı oynatmış olduğumu düşünüyorum,  siz vampirsiniz. Bunun benimle ne ilgisi var? Evi vampir olduğunuz için size geri vermem gerekiyor sanırım. Vermesem de nasıl olsa rahatlıkla almanın bir yolunu bulursunuz öyle değil mi?

-Bettra bu evin bizim için anlamını anladığını sanmıyorum. Bunu beklemiyorum da. Ama bizim, yaşadığımız yuva ve ait olduğumuz toprakla ilişkimiz insanlarınkinden farklı. Tüm hayatımız boyunca tek bir yuvamız olur. Ve yuvamız olmadan güvende ve huzurlu olamayız. Gücümüzü kaybederiz. Düşmanlarımıza karşı çok zayıf bir duruma düşeriz.

- Aklıma gelmişken hikayelerdeki gibi uzun yaşıyorsunuz öyle değil mi?

-Evet, oldukça.

- Kaç yaşındasın? Bettra duyacağı şeyden çekinerek sormuştu bu soruyu.

- 421

Alexander cevabının yaratacağı etkiyi tahmin edebiliyordu. Bunca yıllık ömründe vampir olduğunu öğrenen çok az sayıda insan olmuştu. Hepsi de eninde sonunda kaç yaşında olduğunu merak etmişti. Ve yaşı yapabildiği onca şeye rağmen her zaman en çok hayret duydukları şey olmuştu. Yine de Bettra'nın tepkisini merak ediyordu. Bettra pek göstermiyorsun der gibi dudaklarını büzdü. Alexander neredeyse kahkaha atacaktı.

- Pek de büyük sayılmazsın değil mi? Yani kitaplarda bin küsür yaşındaki vampirlerden söz ediliyor, dedi.

- Bin küsür yaşında olanlarımız da var evet ama sadece beş tane.

Bettra ne diyeceğini bilemedi. Doğruları söylüyor olma ihtimali var mı acaba diye düşünüyordu. 1000 yaş! Bir insan yani bir vampir 1000 yıl ne yapar ki? Bu yaşamak için çok uzun bir süre. İnsanlığın tüm evrimine şahitlik etmiş adamlar! Ne kadar çok şey öğrenmişlerdir. Hepsi nasıl akıllarında kalıyor peki? Soruların ve hayretle kurulmuş cümlelerin ardı arkası kesilmiyordu. Alexander sakinleşmesi için araya girmeye karar verdi.

- Devam edebilir miyim?

- Evet tabi. Oldukça ilginç şeyler anlatıyorsunuz ne de olsa. Her insanın duyamayacağı türden.

Alexander sık sık şaşırmazdı ama Bettra dünden beri bazen cesareti bazen de en gergin anlarda bile yapabildiği espirileriyle onu şaşırtmayı başarıyordu. Korkusu o kadar yoğundu ki neredeyse elleriyle tutacaktı. Yine de, tabi kendi yaptığı sakinleştirici etkilemenin de sonucunda, sakin kalmaya çalışıyordu. Bunda kendi karakterinin de etkisi vardı. Sinirli ve aceleci yapısını hızlı kararlar vermeyerek dengelemeye çalışıyordu. Alexander bu yanını sevmişti.

- Söylediğim gibi burası bizim yuvamız Bettra. Annem ve babam öldürüldükten sonra neyle karşı karşıya olduğumuzu, düşmanımızın kim olduğunu ve tam olarak neyin peşinde olduğunu öğrenmemiz gerekiyordu. Babam bölgemizin lideriydi ve yönetimi ele geçirmek isteyen biri onları öldürmek istemiş olabilirdi. Olayı çözene kadar Harmony'le kendimize geçici bir yuva bulduk ve buraya dönmemiz bir yüzyılımızı aldı. 
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder