31 Mar 2015

ORTAYA KARIŞIK: WATTPAD & RAJKUMAR HİRANİ: ÜÇ APTAL & PK

                                                                                                                                                

 Tam bir filmkolik olarak uzun zamandır (Bu, benim için bir iki haftalık bir zaman dilimini ifade ediyor) film izleyemiyordum. İzleyemiyordum derken şöyleki: Son zamanlarda Wattpad uygulmasına öyle sarmış durumdayım ki kendime ait hemen tüm zamanım wattpad de geçiyor. Sporda, bir sebeple Kuzey'i, başka birini  ya da bir şeyi beklediğim sıralarda, akşam Kuzey yattıktan sonra… Yani her fırsatta. Benim gibi elektronik ortamda gazete ya da kitap okumaktan keyif alamayan, illaki sayfalara dokunmayı seven biri olarak bu ciddi bir değişim. Wattpad olmuş valla! Telefonunuzdaki sanal dükkandan indirdiğiniz uygulama için çok basit bir üyelik işleminin ardından wattpad kitaplığınıza eklemek üzere size farklı türlerde birkaç kitap alternatifi sunuluyor. Kitapların görsellerine tıkladığınızda yazarın bir özeti ile konu hakkında bilgi sahibi olmanız sağlanıyor. Yanılmıyorsam üç kitap seçmeniz isteniyordu hesabınızı oluşturduğunuz ilk anda. Seçtiğiniz kitaplardan birini okumaya başladığınızda her sayfa bitiminde benzer türlerde kitap önerileri geliyor kitaplığınıza yeni ilaveler için. Ayrıca siz de istediğiniz zaman bir tür ya da adını bildiğiniz bir wattpad yayını varsa aratıp ekleyebiliyorsunuz okuma listenize. Dünyanın dört bir yanından yazma heveslisi ya da sevdalısı milyonlarca insan yazıyor wattped de. Bu, bazılarının zaman israfına sebep olurken bazılarının da yarattığı harikalarla tanışmanızı sağlıyor. Kitap ücretlerinin de hayli yüksek olduğunu düşününce ekonomik anlamda da ciddi yarar sağlıyor. Üstelik her an yanınızda! Teknolojiyle pek içli dışlı olmayan sadece işini görüp kalanı sevdalılarına bırakmayı tercih eden ben elbette biraz geç tanıştım Wattpad ile. Geç oldu ama güç olmadı ve çok da güzel oldu. Benim gibi bu tip gelişmelerle sonradan tanışan ve okuma sevdalısı biriyseniz deneyin. Pişman olmayacaksınız :)


Gelelim asıl konumuza: Rajkumar Hirani. Bildiğiniz ya da adından tahmin edebileceğiniz gibi kendisi Hintli bir yönetmen, senarist ve editör. Ne yazık ki sadece iki filmini izledim: PK ve 3 İdiots (3 Aptal) Filmlerin ikisi de birbirinden güzeldi. İkisi de mesaj kaygısı taşımadan mesaj veren, dünyayı daha yaşanılası bir yer yapmaya yetecek ilacın her birimizin ruhunda zaten var olduğunu gösteren filmlerdi. Hani hiç unutamayacağınız, hafızanıza, ruhunuza benliğinize kazınan filmler olur ya hah tam olarak öyle filmler ikisi de. Hirani ile bu kadar geç tanışmış olmak sinema öğrencisi ve aslında Hint sinemasına her zaman sempati duyan ben için büyük bir ayıp. Ama zararın neresinden dönersek kardır ve ne mutlu ki sonunda tanışabildim öyle değil mi? İzlemelisiniz! Ve tavsiye etmelisiniz! Son cümlem gereksiz oldu. Çünkü izlediğinizde siz de herkesin biran önce bu filmleri izlemesini, mutlu olmasını, sorgulamasını, hayatı bu kadar karmaşık ve stresli hale getirenlerin insanlar olduğunu hatırlayıp içlerinin yeniden umut ve yaşama sevinciyle dolmasını isteyeceksiniz. Dediğim gibi sadece iki filmini izledim ve hayranı oldum Hirani'nin. Ne güzel yazmış ve yönetmiş! İki filmle bir yönetmeni tanıyamaz ya da genel çıkarımlarda bulunamazsınız elbette. 3 Idiots 2009, PK 2014 yapımı. Ancak iki filmin de ortak özellikleri şöyle: İkisi de uzun filmler.  Her iki film de sistemin genelini eleştiriyor. Her iki film de hangi dinin inananı, hangi ülkenin insanı olursanız olun, hangi işte hangi ünvan altında çalışırsanız çalışın asıl önemli olanın iyi ve mutlu bir insan olmak olduğunu söylüyor. Kitlelerin değil iç sesinizin peşinden gidin, tabuları yıkın ve sadece İYİ olun diyor. Mutluluğa, aşka ve dünyadaki cennete tam olarak bu yolla erişebileceğimizi anlatıyor. Hint dansları ile içinizi kıpır kıpır yapıyor. Hirani hem çok ağlatıyor hem çok güldürüyor. Bence onun filmlerinde kana kana içip tüylerimi diken diken yapan şeyin adı: Saflık… İnsanın saf yanını gösteriyor. Saf olanı öne çıkarıyor. Saf olanın da mutlu ve başarılı olabileceğini hatırlatıyor. Hile olmadan, ayak kaydırmadan, düşmanlık, haset etmeden, hırsların peşinde koşmadan, şark kurnazlığı yapmadan sadece İYİ nin peşinden giderek, hayata ve bizi hayatta tutan şeylere tutkuyla tutunarak da hayatta iyi yerlere gelebileceğimizi söylüyor. Çok mu ütopik buldunuz günümüzün strateji dünyasında…? Bunu ütopik hale getiren bizleriz, dünya dışı güçler değil… Saf olanı, iyi olanı önemsememek, sistemin, kuralların ve şablonların kölesi olmaksızın başarıya ulaşmanın mümkün olmadığı kodlanıyor beyinlerimize her gün her saat her dakika… Başkalarının doğrularını yaşamak, başkalarının yanlışlarından kaçınmak, başkalarının ideallerinin peşinden koşmak.. Başkalarının bizim için çizdiği yolda yürürken kendimizden olabildiğince uzaklaşmak. 

Yani o kadar çok öte yandan o kadar güzel ve doğru şey söylüyor ki Hirani, burada yaz yaz bitmez. İyisi mi siz  bu film severin lafına inanın ve ilk fırsatta 2,5 saatliğine Hirani'nin dünyasına dahil olun. Gülün, ağlayın  ve bize söylediklerini düşünün… Daha iyi ve daha mutlu bir dünya mümkün…

Sevgiler,
Bettra

14 Mar 2015

KENDİME DÖNÜŞ...

Yıllar sonra sayfamı açıp burada olmak. Parmaklarım titriyor… Kelimelerim itiş tepiş içimde. Korkuyorlar mı..? Heyecanlılar mı? Mutlu..? Kalpleri olsaydı eğer her birinin yerinden çıkarcasına attığını söyleyebilirdim. Öyle uzun zamandır dinlemiyorum ki onları.. Kimi gün ölüm gibi sessiz kimi gün bayram yeri gibi şenlikliydiler biz buradan uzaktayken.Ve ben çoğu zaman öyle meşguldum ki kendim dışımdaki başka işler ve varlıklarla, tamamen sırtımı döndüm onlara. Tutkularını söndüremeyeceğimi, sancılarını çekip onları dünyaya getiremeyeceğimi bilmenin ızdırabıyla derin ve tüylerimi diken diken eden nefeslerimle daha derinlere ittim her birini. Kelimelerimi.. Hikayelerini… Özledim dersem yetmez… Unuttum dersem yetmez… Paslandım dersem.. Doldum taştım dersem.. Pişmanım dersem az kalır… Uzun bir geceydi diyelim. Tam dört yıl süren ve bir yanı çok uzun ve fırtınalı, ağrılı sancılı bir gece. Her dakikasında kendi güneşimi yeniden doğurmayı, kendime geri dönmeyi beklediğim bir gece. Kaybolduğum, kendime yabancılaştığım, zifiri karanlıkta el yordamıyla bile ruhumu bulamadığım bir gece.

Şimdi buradayım. Bir bayram günü okulun tüm öğretmen ve öğrencilerinin karşısına çıkıp ilk şiirini okuyacak bir öğrenci gibi titriyorum. İçim bayram yeri. Öyle çok şey var ki yazmak istediğim. Yazmaktan söz ettiğinde tüm hücreleri titreyen biri yazmalı öyle değil mi..? Durmadan, pes etmeden, bir daha sözsüz sedasız o karanlığa geri dönmeden yazmalı. Ne olursa olsun ruhunu bu ışıktan mahrum bırakmamalı…

Kuzey dört yaşında…

Görüşürüz ;)
Bettra