14 Mar 2015

KENDİME DÖNÜŞ...

Yıllar sonra sayfamı açıp burada olmak. Parmaklarım titriyor… Kelimelerim itiş tepiş içimde. Korkuyorlar mı..? Heyecanlılar mı? Mutlu..? Kalpleri olsaydı eğer her birinin yerinden çıkarcasına attığını söyleyebilirdim. Öyle uzun zamandır dinlemiyorum ki onları.. Kimi gün ölüm gibi sessiz kimi gün bayram yeri gibi şenlikliydiler biz buradan uzaktayken.Ve ben çoğu zaman öyle meşguldum ki kendim dışımdaki başka işler ve varlıklarla, tamamen sırtımı döndüm onlara. Tutkularını söndüremeyeceğimi, sancılarını çekip onları dünyaya getiremeyeceğimi bilmenin ızdırabıyla derin ve tüylerimi diken diken eden nefeslerimle daha derinlere ittim her birini. Kelimelerimi.. Hikayelerini… Özledim dersem yetmez… Unuttum dersem yetmez… Paslandım dersem.. Doldum taştım dersem.. Pişmanım dersem az kalır… Uzun bir geceydi diyelim. Tam dört yıl süren ve bir yanı çok uzun ve fırtınalı, ağrılı sancılı bir gece. Her dakikasında kendi güneşimi yeniden doğurmayı, kendime geri dönmeyi beklediğim bir gece. Kaybolduğum, kendime yabancılaştığım, zifiri karanlıkta el yordamıyla bile ruhumu bulamadığım bir gece.

Şimdi buradayım. Bir bayram günü okulun tüm öğretmen ve öğrencilerinin karşısına çıkıp ilk şiirini okuyacak bir öğrenci gibi titriyorum. İçim bayram yeri. Öyle çok şey var ki yazmak istediğim. Yazmaktan söz ettiğinde tüm hücreleri titreyen biri yazmalı öyle değil mi..? Durmadan, pes etmeden, bir daha sözsüz sedasız o karanlığa geri dönmeden yazmalı. Ne olursa olsun ruhunu bu ışıktan mahrum bırakmamalı…

Kuzey dört yaşında…

Görüşürüz ;)
Bettra



1 yorum: