11 Oca 2017

CAN SİMİDİ


Ne zaman kalp atışlarımı kulaklarımda duysam ve aldığım nefes yetmez olsa buralarda buluyorum kendimi.  Önemli önemsiz kimi dış seslerin gürültülerinden içimdeki kızı duyamaz olduğumda, en yakınımı, kendimi kalabalıkların arasında yitirdiğimde… Ve onu bulmaya, gülümseye her şeyden çok ihtiyacım olduğunda. Anlaşılamadığımda. Anlayamadığımda ya da. Bu dünya dar geldiğinde ve sevdiğim hemen tüm renklerini yitirdiğinde… Bembeyaz doğan insanın, zamanın çarklarında koşarken ne denli kirlenebildiğinde şaşırıp umudumu hiçbir yerde bulamadığımda… Yani en çok darda kaldığımda düşüyorum buralara. Bazen birkaç eski hikayeyi okuyup geri dönüyorum kağıt kalemden uzak gerçeğin  uçurumlarıyla dolu hayata. Bazen de böyle içimde birikenleri salarak, herkesi susturup sadece kendi sesimi açıp hiç duymadığım sesleri kağıda dökerek. Bazen komşular ne demiş neler biriktirmiş göz gezdirerek. Ama sonunda soluklanmanın, çiçeklenip hayata yeniden göz kırpanın, umudumla sarmaş dolaş olmanın yolu hep kağıt ve kalemden geçiyor. Dedim ya bazen benim bazen bir başkasının kağıdından ve kaleminden.

İşte benim açmazlarımı açan, olmazlarımı olduran ve her düştüğümde elimden tutup kaldıranım da bu: Yazmak. Geçici bir heves mi diye korktum çoğu gün. Öyle sanıp kaçtım, sırtımı döndüm hatta. Vaad ettiği yemyeşil çimenlerine, uçsuz bucaksız başı bulutları öpen ulu ağaçlarla dolu ormanlarına gelene kadar ayaklarımı acıtan engebeli yollarından kaçıp durdum. Sonra kaçmaktan yorulduğumda, daha kolay yollardan mutluluğa ulaşmaya çalışıp başka başka kapıları araladığımda ve işte aldığım nefes ciğerlerime ulaşmadığında anladım ki olmuyor. Hiçbir yol, başka hiçbir kapı onun ormanlarına çıkmıyor. Onun verdiği hazzı vermiyor. Başka hiçbir can simidi beni bu ömür çalan dev dalgaların arasından çekip kendime kavuşturamıyor. 

Şimdi çok klişe gelecek belki ama ne olur sevdiğiniz bir şeylere tutunun siz de. Hayat öyle kısa, çoğu zaman öyle acımasız ki içinizdeki çocuğu gülümsetecek yeniden umut ettirecek, yaşadığını hatırlatacak keyif aldığınız bir uğraşınız yoksa eğer zamanla nasıl bir mutsuzluk sarmalının içinde olduğunuzu anlayacak farkındalığınız bile yitip gidebiliyor. Onu nerede arayıp nerede bulabileceğinizi bilmek hırçın bir denizde o can simidini bulmak gibi. Deniz de güzel, yüzmek de ve mavi gökyüzü de elbette. Ama suların yükseldiği sizi dibe çekmeye çalışan azgın dalgaların köpek balıkları gibi etrafınızı sardığı zamanlarda o küçücük can simidi her şeyiniz oluyor. Hayattaki can simidinizi bulun. Benim gibi her gün takamıyorsanız bile kulaç atmanın zor geldiği zamanlarda dalgalar sakinleşene güneşin sıcağını teninizde yeniden  hissedene dek ona sarılın. Derin uykularda ruhunu yitirmiş ve herbiri ötekine benzemiş kalabalıkların arasında kendiniz olmanın, kendinize kavuşmanın ayrıcalığını yaşayın…

Sevgiyle,
Bettra



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder